Türk insanı olarak ister vatandaş, isterse yönetici, maalesef kentlerimizi çok hor kullandık. Yılların sorunudur gecekondular. Adı üstünde gece gece kaçak yapılan yapıdır gecekondu. Saklı gizli birkaç...

Türk insanı olarak ister vatandaş, isterse yönetici, maalesef kentlerimizi çok hor kullandık. Yılların sorunudur gecekondular. Adı üstünde gece gece kaçak yapılan yapıdır gecekondu. Saklı gizli birkaç saat içinde veya tuğla tuğla farkettirilmeden yapıldıkları için de aslında yasal değildir. Ama bu ülkede bir yasak dinlemez bir anlayış ve af kültürü olduğu için de kentlerimizde ev değil, sağlıksız eğri büğrü gecekondu dağları oluşmuştur. İzmir’e şöyle bir bakın. Bayraklısı, Gümüşpalası, Cumhuriyeti, Güzeltepesi, oradan geçiyorum Bornova Naldökene, Pınarbaşı, geliyorum kentin göbeği Ege Mahallesi, Ballıkuyusu, Tepeciği ve Kadifekalesine. Hoop oradan Gültepe, Limontepe, Boğaziçi. Bitti mi neredeee… Karabağlar derseniz bir felaket. Eskiizmir ve Uzundere’ye doğru uzandığınızda, şöyle durup bir düşünüyorsunuz. Yahu bu İzmir’in köyden bir farkı yok be yaaa… İnanın öyle köyler var ki, buralardan daha modern. Peki, yıllardır İzmir niye ihmal ediliyor? Halbuki 80’li yıllarda Egekent’ler, İzkentler ve EV-KA’larla başlamıştı kent yenileme. Ama tabii ki bu yerleşim birimleri kentsel dönüşüm değildi. Sadece İzmir’e göçü absorbe eden birer proje idi. Ama gayet halis duygularla Sayın Burhan Özfatura’nın başlattığı projelerdi. Ancak Özfatura’nın başkanlık dönemleri fasılalarla iki kez olunca, devamları gelmedi. Onun ardından gelen başkanlar, maalesef bu işin üzerine gitmedi. Aradan 25 yıl gibi bir çeyrek yüzyıl geçti, ama İzmir bir türlü cılız girişimler dışında dönüşüme sokulamadı. 2013 yılında Gaziemir’den başlatılan Kentsel Dönüşüm Projeleri’nde, aradan 10 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen “bir arpa boyu yol” katedilememiştir. İşte Bayraklı, işte Ege Mahallesi, Uzundere, Gaziemir bölgesi atıl vaziyette duruyor. Neden bir türlü başlanamıyor anlamak mümkün değil. Vatandaş anlaşmaya yanaşmıyor denilerek projeler sümen altı ediliyor. Halbuki radikal kararlar almak gerekmiyor mu? Oy kaygısı, koltuk sevdası mı engel oluyor? Birkaç yıldır İzmir’de farklı bir model uygulanmaya başlanmıştı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’in elini taşın altına koyması ile işadamlarının desteği devreye girmiş ve Örnekköy başta olmak üzere, gecekondular yıkılarak modern binalar yükselmeye başlamıştı. Karşıyaka’nın en bakir o alanında çok sayıda kurulan kooperatif, yer sahiplerin ikna ederek işe giriştiler. Aslında iyi de gidiyordu. Depreme dayanıklı çok katlı modern siteler inşaat halindeydi. Ama ne olduysa oldu, bir anda skandal (!) patlatılıverdi. Sözde bir binanın inşaatında eksik demir ve kalitesiz beton kullanılmıştı. Karşıyaka Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunu yürüttüğü bu inşaatı bu nedenle mühürlemişti. Olay kamuoyuna yansıyınca inşaat doğal olarak durdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer, yaptığı açıklamada, iş aceleye geldiği için bu durumun ortaya çıktığını söyledi. İnanın ilk defa böyle bir mazeret duyuyorum. Kimse kusura bakmasın ben bu işte bir sabotaj kokusu sezinliyorum. Birileri bu işi sabote etmiş olabilir. Ama diğer taraftan, teknolojinin geldiği bu noktada, eksik demir ve kalitesiz beton nasıl olur? Buna kim izin verebilir? Depreme son derece dayanıklı yapıldıkları dile getirilen binaların “çürük” inşa edilebileceğini ve bunu bir gün ortaya çıkmayacağını düşünmek delilik olsa gerek. Yakından tanışma fırsatı bulduğum iş insanı kooperatif yöneticilerinin, milyonlar akıtırken, böyle bir hataya izin vereceklerini hiç sanmam. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü konuyla ilgili inceleme başlatmış. Bunun sonunda gerçekler ortaya çıkacak. O zaman gerçekten hata mı yapılmış yoksa sabotaj mı var anlayacağız. Bekleyelim görelim…