Alaska…
Hani Ruslar’ın vaktiyle “buzdolabı” diye Amerika’ya “hiç” parasına, sadece 7 milyon dolara sattığı o koca coğrafya. Donald Amca’nın en büyük eyaleti. Tabi bizimde büyük katkımızla. Dur! Hemen Alaska ile Türkler’in ne alakası var deme. Var kardeşim var. Hem de çok var. Orası bugün Amerikan toprağı ise Trump ve Amerikalılar dedelerimize büyük bir teşekkür borçlu. Bundan taa 250 yıl kadar evvel. Danimarkalı denizci Bering, Sibirya’dan doğuya yelken açtı. Buzulları kırdı. Icebergleri geçti. Çok geçmeden garip bir kara parçasına ulaştı. Mesajını Moskova’ya acil koduyla iletti.
“Burada hayat yok. Ama bolca soğuk var”
KÜRK TİCARETİ
Çar, bari “kürk” ticareti yapalım dedi. Keşfettik bi kere. Kürk avcılarını yolladı. Tilki, samur, mors ne varsa öldürdüler. Derisini getirip sattılar. Ama maliyet hep kazançtan fazlaydı. Nakliye pahalı, asker masraflı. İş, çok meşakkatli. Baktılar olmuyor Eskimo ve Aleut’ların tepesine bindiler.
“Ya bizim için çalışın ya da ölün” dediler. Çok geçmeden büyük bir isyan patlak verdi. Oysa o günlerde Ruslar’ın Alaska’yı görecek yanı yoktu. Osmanlı ile Kırım savaşına tutuşmuşlar, cephede kaybediyorlardı. Çok geçmeden Çar’ın orduları ağır bir bozguna uğradı. Paris Anlaşması yapıldı. Fransa ve İngiltere Moskova’dan ciddi ticari imtiyazlar kopardı. Biz mi? Yine masada kaybettik. Tek çakıl taşı alamadık. Çar’ın fiyakası fena çizilmişti. Üstelik kasada tam takır kuru bakırdı. Para lazımdı. Hem de büyük para. Okyanusun öbür ucundaki buzdolabında isyan o günlerde alevlendi. “Buranın kime faydası var?” diye hükmetti Çar Hazretleri. “Satalım gitsin” “Neredeyse üstüne para bile vereceklerdi. 7 milyon dolara Amerika’ya kitlediler. Aptallara nasıl kakaladım? diye düşünmüş olmalı Çar. Tabi işin rengi öyle olmadı. Çok geçmeden Alaska’da zengin maden yatakları bulundu. Amerika para bastı. Rusya dizini dövdüğüyle kaldı. Düşün. Bu zirve 150 yıl önce yapılsa Alaska Rus toprağıydı. Trump tabi ki orayı boşuna seçmemişti. Mesaj, 3 bant bilardo ustalığında, çok inceydi. 150 yıl önce Kırım’ı almak için sattığın topraklara şimdi Ukrayna’yı almak için geliyorsun. Bu kez neyi satacaksın?
PERDENİN 2. KISMI
Dur dur daha bitmedi. Perdenin 2. kısmı Beyaz Saray’da açıldı. Ağa, topladı deve dişi gibi AB liderlerini, kravatlı Zelensky’yi de yanına aldı.
“Ben ne diyorsam o. Zıplayın durmayın” dedi. İtirazlar olmadı mı? Oldu tabi. Merz, Donbas’ın Ruslara verilmesine karşı çıktı. “Bu Amerika’nın Florida’yı vermesi kadar absürt” dedi. Makron “Ukrayna hepimizin güvenlik meselesi” mesajını vurguladı. Meloni yine tavanları seyretti. Dalgasını geçti. Zelensky ise “Hazırım” dedi. Tam 8 kere teşekkür etti. Ukrayna için elveda NATO. Hoş geldin Trilat (Putin-Zelensky-Trump) zirvesi. Peki yanı başımızdaki savaşın barışı konuşulurken biz neredeyiz. Masada yine yokuz. Onu anladık. Belki o zirve ilerde Ankara’da yapılır diye seviniyoruz. Niye ise. Bak kardeşim gözümüzün önünde tarih tekrar ediyor… İsimler değişiyor, roller aynı kalıyor. Biraz zulüm, biraz ticaret, biraz satış… Ve bolca “kahramanlık.” Eli boş kalan mı? 150 yıl önceye bak anlarsın