Geçtiğimiz cumartesi günü Karabağlar’da Cumhuriyet Halk Partisi ilçe kongresi vardı.
İki adayın çıkması, tarafların hazırlıkları ve heyecanı, aslında demokratik bir şölenin habercisiydi. CHP örgütü sandıkta kendi iradesini yansıtacak, kendi yolunu çizecekti. Ancak gece yarısı gelen bir telefon her şeyi değiştirdi. Genel merkezden gelen bu telefon ile adaylardan birine “çekil” talimatı verildiği konuşuluyor. Ve işte o an demokrasinin yara aldığını düşünüyorum.
Karabağlar Belediye Meclisi’nde uzun süredir belediye başkanı ile sorunlar yaşayan, bu sorunlara müdahale etmeyen genel merkez yöneticilerinin, bir de bu demokrasi mücadelesine set çekmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Yıllarını CHP’ye vermiş, örgütte büyük karşılıkları olan 9 meclis üyesi bu tavrı sindiremedi ve tepki olarak istifa kararı aldı. Bugün yaşanan tablo ortadadır: Bir ilçede, örgütün özgür iradesine ket vurulmuş, partinin yıllarını vermiş emektarları kaybedilmiştir. Ve ne yazık ki bu kayıp sadece Karabağlar’ın değil, tüm CHP’nin hanesine yazılmıştır. Burada kimin suçlu, kimin ilgisiz, kimin bilgisiz olduğunun tartışması yapılmadan açıkça şunu söylemek gerekiyor:
BAĞIRA BAĞIRA GELDİ
Bağıra bağıra gelen bu sorunu çözemeyen herkes suçludur.
CHP’nin en güçlü yanı demokrasiye olan inancı ve örgütün kendi kararını verebilme iradesiydi. Eğer bu iradeye zincir vurulursa, ne örgüt kalır ne de gönüllerde yer bulan bir CHP. Artık ders çıkarma, yarayı büyütmeden onarma zamanıdır. Aksi halde bu istifalar zincirleme reaksiyona dönüşebilir...
Geriye doğru baktığımızda Karabağlar Belediye Meclisi’nde uzun süredir bir gerilim yaşanıyordu. Belediye Başkanı Helil Kınay ile bazı meclis üyeleri arasında yaşanan doku uyuşmazlığı, kimi zaman gündemlere yansıdı, kimi zaman ise sessiz sedasız geçiştirildi. Oysa bu isimler, meclis çalışmalarında tek bir şeyi öne koyuyorlardı: Belediyenin ve CHP’nin menfaatlerini korumak.
Bugün gelinen noktada o meclisteki 12 cesur duruşlu arkadaşımızdan 9’u, yıllarını adadıkları, gönülden bağlı oldukları CHP’den istifa etmek zorunda kaldılar. Bu istifaları CHP’ye karşı bir isyan olarak görmek, büyük bir haksızlık olur. Hiç kimse, hiçbir kurum, onların niyetini sorgulama hakkına sahip değildir. Çünkü bu insanların amacı hiçbir zaman CHP’ye zarar vermek olmadı. Onların tek derdi, örgütüne, partisine ve halka karşı verdikleri sözleri tutabilmekti. Eğer bugün bu noktaya gelindiyse, asıl sorumlular bellidir.
Yaşanan sorunları görmezden gelen, çözüm aramak yerine sessiz kalan ve yöneticilik makamında oturmasına rağmen müdahale etmeyenler. Karabağlar’da yaşanan bu tablo aslında bir isyan değil, bir uyarıdır. Demokrasiyi, örgüt iradesini ve partinin emektarlarını görmezden gelen herkes, eninde sonunda bedel öder. CHP’nin köklü geçmişi, fedakâr kadroları ve mücadele geleneği, birkaç hatalı yönetim kararına feda edilemeyecek kadar büyüktür. Bugün görev, bu istifalardan ders çıkarmak ve yaraları büyütmeden kapatmaktır. Çünkü unutulmamalıdır ki; bu insanlar CHP’nin öz evlatlarıdır ve onların sesi, aslında örgütün vicdanıdır...