Dün itibariyle CHP’de günlerdir konuşulan “mutlak buhran” senaryosu, mahkemenin verdiği erteleme kararıyla şimdilik rafa kaldırıldı.

Dosyadaki eksiklerin tamamlanması ve kurultayın beklenmesi yönündeki bu karar, aslında CHP avukatlarının talep ettiği doğrultuda alınmış bir ara karar niteliğinde.

Fakat bu kararın verilmesinde yalnızca hukuki eksiklikler değil, Türkiye’nin içine gireceği daha büyük bir siyasi ve ekonomik türbülansın önüne geçme kaygısı da etkili oldu.

Zira mahkeme kararının açıklanmasıyla birlikte borsada yaşanan anlık yüzde 5’lik yükseliş, piyasanın derin bir nefes aldığını gösterdi. Bu tablo, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisinde yaşanacak bir “mutlak butlan” kararının, siyaseti olduğu kadar ekonomiyi de sarsacak nitelikte olduğunu kanıtladı.

Davanın seyrine bakıldığında, bu girişimin aslında sonuç odaklı değil süreç odaklı bir dava olduğu net biçimde ortaya çıkıyor.

Bir başka ifadeyle, hedeflenen şey CHP’nin kurultayını ve yükseliş ivmesini engellemek değil; o yükselişi mümkün olduğunca yavaşlatmak, enerjisini dağıtmak.

Ne var ki halkın direnci ve CHP’nin toplumsal tabanda yakaladığı ivme, bu planın karşısına güçlü bir bariyer koyuyor.

Sokaktaki vatandaşın “artık bu kriz bitsin, ülke enerjisini kısır tartışmalara değil gerçek sorunlara harcasın” talebi, mahkeme kararının satır aralarında dahi hissediliyor.

Son haftalarda görüldü ki, CHP’nin siyasal yükselişi sadece parti içi bir mesele değil, toplumun geniş kesimlerinin değişim talebinin dışavurumu.

Mahkeme sürecinin uzaması, evet, bir fren etkisi yaratabilir. Ancak frene basmak, aracın ilerleyişini tamamen durdurmaz; sadece hızını anlık olarak keser.

CHP’nin yükselişini de aynı mantıkla değerlendirmek gerekiyor.

Mahkeme, şimdilik “mutlak buhran” ihtimalini rafa kaldırdı.

Ancak asıl belirleyici olan kurultayda alınacak kararlar ve CHP’nin bundan sonra nasıl bir yol haritası çizeceği olacak.

Türkiye bugün, ekonomik açıdan tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Enflasyonun, hayat pahalılığının ve işsizliğin halkın nefesini kestiği bu tabloda, siyasi gündemi mahkeme kararları, butlan tartışmaları veya parti içi çekişmelerle doldurmak, aslında iktidarın en çok istediği şeydir. Çünkü toplumun dikkatini temel sorunlardan uzaklaştırmak, iktidarın ayakta kalmasının en etkili yöntemidir.

İşte tam da bu noktada CHP’ye büyük bir sorumluluk düşüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve parti kurmaylarının artık bütün enerjilerini; ekonominin nasıl ayağa kaldırılacağına, işsiz gençlere nasıl umut olunacağına, emeklinin, çiftçinin, işçinin derdine nasıl çare üretileceğine yoğunlaştırmaları gerekiyor.

Toplumun beklentisi, iç tartışmalardan değil, somut çözüm önerilerinden yana. Halk; ucuz ekmek, güvenilir iş, rahat nefes alabileceği bir ekonomi istiyor. CHP’nin de bu ihtiyaçlara yanıt verecek politikaları önceliklendirmesi şart.

Bununla birlikte, partinin önündeki en kritik görevlerden biri de iç sulhu sağlamak.

Mahkeme, butlan, hain tartışmaları bir kenara bırakılmalı; farklı görüşler ortak bir iradede buluşturulmalı. CHP, içindeki enerjiyi tüketen kısır çekişmeleri sonlandırıp, o enerjiyi iktidar yürüyüşüne kanalize etmek zorunda.

Mahkemenin erteleme kararı, CHP’ye bir nefes aldırdı.

Ancak bu nefes, sadece yeni bir mücadeleye hazırlık için anlamlıdır.

CHP’nin gerçek sınavı; ekonomiye, demokrasiye ve toplumsal barışa dair çözüm önerileriyle halkın karşısına çıkmak olacaktır.

Eğer bu sağlanırsa, hem parti içi huzur tesis edilir hem de Türkiye’nin geleceği için güçlü bir umut kapısı aralanır.

Bir partinin kendi içinde birlik yaratmadan ülkeye birlik vaad etmesi mümkün değildir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, “el ele, omuz omuza” verilecek bir yürüyüştür.