“Benim çocuk hiç kitap okumuyor.” Sanırım son yıllarda biz anne babalardan en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Çocuklarımızın elinden telefonu, tableti düşürmediğinden, saatlerce ekrana bakıp bir kitabın kapağını bile açmak istemediğinden yakınıyoruz. Sonra da hemen “Sen biraz kitap oku” demeye başlıyoruz. Ama işin doğrusu şu: Çocuklara kitap okumayı emretmek, onlara kitap sevgisi kazandırmıyor. Çocuklar çoğu zaman söylediklerimizden çok yaptıklarımıza bakıyor. Evde kimse kitap okumuyorsa, anne-baba akşamları elinde telefonla oturuyorsa, çocuğa “Kitap oku” demek pek de inandırıcı olmuyor. Bu yüzden işe önce kendimizden başlamak gerekiyor. Bir çocuğa kitap sevgisi kazandırmanın en güzel yollarından biri, kitabı ödev olmaktan çıkarmak. “Her gün 20 sayfa okuyacaksın” demek yerine, birlikte kitapçıya gidip kendi kitabını seçmesine izin vermek bile büyük fark yaratabilir. Bırakalım bazen komik bir hikâye seçsin, bazen çizgi roman okusun, bazen de bizim çok değerli bulmadığımız bir kitabın peşine düşsün. Çünkü önemli olan ilk etapta hangi kitabı okuduğu değil, okumayı sevmesi. Bir başka güzel yöntem de uyku öncesini kitap zamanı haline getirmek. Televizyonun, tabletin kapandığı; evin biraz sakinleştiği o birkaç dakika, çocukla kitap okumak için harika bir fırsat. Küçük çocuklarda birlikte okumak, daha büyük çocuklarda ise aynı kitabı sırayla okumak keyifli olabilir. Üstelik her zaman uzun uzun okumak da gerekmiyor. Bazen 10 dakika bile yeter. Önemli olan bunu bir zorunluluk değil, ailece yapılan güzel bir alışkanlık haline getirmek. Bir de çocukların okudukları kitapları küçümsememek gerekiyor. “Onu mu okuyorsun hâlâ?” “Bu kitap sana bir şey katmaz.” “Daha faydalı kitaplar okusana.” Bu cümleler, iyi niyetle söylense bile çocuğun kitaptan uzaklaşmasına neden olabilir. Sevdiği bir seriyi tekrar tekrar okuyorsa, bırakın okusun. Bir kitabı defalarca okumak da okumaktır. Hele ki kendi isteğiyle yapıyorsa, bundan daha güzel ne olabilir? Evde küçük bir kitap köşesi oluşturmak da işe yarayabilir. Çok pahalı, büyük bir kitaplık olması gerekmiyor. Çocuğun kolayca ulaşabileceği birkaç kitap, sevdiği dergiler, çizgi romanlar… Hatta yatağının yanında birkaç kitabın bulunması bile zamanla “Canım sıkıldı, bir bakayım” alışkanlığı oluşturabilir. Ve belki de en önemlisi, kitap üzerinden çocuklarımızla sohbet etmek. “Kitap güzel miydi?” diye sormak yerine, “Sen o çocuğun yerinde olsaydın ne yapardın?” diye sorabiliriz. Böylece kitap sadece okunup kapatılan bir şey olmaktan çıkar, çocuğun dünyasına dokunan bir arkadaş haline gelir. Unutmayalım; kitap okuma alışkanlığı bir gecede kazanılmıyor. Bugün 30 sayfa okuyan çocuğun yarın 5 sayfa okuması da normal. Bazen hiç okumak istememesi de… Bizim görevimiz zorlamak değil, fırsat yaratmak. Çünkü çocuklara kitap sevgisini kazandırmanın en güzel yolu, kitabı bir görev olmaktan çıkarıp hayatın doğal bir parçası haline getirmek. Belki bu akşam çocuğumuza “Git biraz kitap oku” demek yerine, yanına oturup kendi kitabımızı açalım. Kim bilir… Belki çocuklarımızın kitapla kuracağı güzel dostluğun ilk sayfasını da böylece birlikte açmış oluruz :)