'Alo, ben savcılıktan arıyorum'. 

Hayatımızda bu cümleden daha tedirgin edici kaç cümle duyduk ki. 

Ya da 'Alo ben bankanızdan arıyorum'.   

Aniden alarm çalar beynimizde. Ne oluyor? Başım belada mı? Ve biz yüreğimiz ağzımızda dinlemeye devam ederiz. Sonra cümleler arka arkaya gelir: ' Adınız terör örgütü soruşturmasına karıştı', ' Hesabınız hacklendi, paranızı güvenli bir hesaba aktarmanız gerekiyor', 'Adınıza kredi çekilmiş, haciz işlemleri başlatıldı’. Size tanıdık geldi mi?  Bana geldi. Çünkü bana 'karakoldan' aradığını söyledi. Hatta arkadan gelen telsiz seslerini bile duydum. İletişim dolandırıcılığına karşı telefonlarımıza çok sık Emniyet 'ten uyarı mesajları gelir. Mesajları okuyunca, eşimiz dostumuzdan yaşanmış hikayeleri dinleyince ‘yemem böyle şeyleri' ' beni kimse kandıramaz, ben dikkatliyim ' deriz. Değil mi? Ama birgün kendimizi böyle bir hikayenin içinde bulabiliriz.  Deneyimlerimize dayanarak kendimizi güvende hissederiz.  Dolandırıcılar tam da bu güveni kullanırlar:ses tonları, konuşma biçimleri, arka fondan gelen telsiz sesleri... Her şey 'yetkili' olduğu algısını uyandırır ve verdikleri detaylarla kendilerine güven duyulmasını sağlarlar. Ayrıca güvenmeyi tercih ettiğimiz kurumların adını kullanırlar: Polis, asker, savcılık. Bize özel bilgiler veriyormuş gibi davranırlar. Oysa bu bilgilerin çoğu sosyal medyadan, internetten alınmıştır. Sonra tehdit başlar:'Hesabınız tehlikede','İcra dairesi haciz işlemlerini başlatıyor', 'Soruşturma açılıyor'. Amaç, bizi hızlı karar vermeye zorlamak, kendimizi çaresiz hissettirmek.

İKNA SÜRECİ

İkna süreci bir oyundur. Oyun dolandırıcının bizi tehdit eden ifadeleriyle başlar, bizi içine çeker ve farkında olmadan yardıma ihtiyacı olan mağdur rolünü üstleniriz. Bu rol bizi yalnızlaştırır, dolandırıcının kontrolünü artırır. Artık bundan sonrakisüreç nörolojik düzeyde işler. Şimdi sürece bakalım.

1. Beyin önce tehdidi algılar, sonra düşünür. Dolandırıcılar   bizde acil durum algısı yaratırlar. 'Eyvah param gidiyor', 'gözaltına alınacağım’ algısı beynimizin duygusal tepkilerinden sorumlu amigdalayı hızla aktive eder. Bu da bizdeilk anda korku yaratır, düşünmeden istenen her işleme evet deriz. 
2. Amigdala aktive olduğunda beynimizin mantıklı kararlar almasından sorumlu prefrontal korteks baskılanır. Yani düşünemeyiz sadece hissederiz ve otomatik davranırız.O anda telefondaki kişinin gerçek olup olmadığını sorgulamamız zorlaşır, hatta çoğu zaman imkansızlaşır. Dolandırıcının otoriter sesi, temsil ettiğini söylediği kurum bizim sorgulama yeteneğimizi köreltir. Yani dolandırıcı mantıklı düşünmek için devreye sokulması gereken prefrontal korteksin kapatma düğmesine basar ve devre dışı bırakır.

Peki ne yapacağız?

*Saf değilim, beni kimse kandıramaz ' demeyeceğiz. Çünkü bu süreç nörolojik düzeyde gerçekleşiyor ve dolandırıcılık mantığı ve muhakemeyi geçersiz kılmak üzerine kurgulanıyor.
* Derin nefes alıp prefrontal korteksimize fırsat vereceğiz, kendimize düşünme hakkı tanıyacağız. 
*Asla telefonda kişisel bilgilerimizi vermeyeceğiz,
*Telefondaki kişiyle şahsen görüşmek istediğimizi, bankaya/karakola hemen geleceğimiz söyleyeceğiz.
* Kişisel bilgilerimizi veren, bizi acele ettiren aramalarda hemen telefonu kapatacağız, dinlemeyeceğiz bile.

Kolay gelsin.

NOT: Beni arayan 'karakoldan arıyorum, kimlik bilgileriniz ele geçirildi' dediğinde hiç düşünmeden telefonu kapattım. Sonra oturduğum bölgenin karakolunu aradım sordum, böyle bir aranma olmadığını söylediler.