Konak Meydanı’nda çocukluğumun sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor: “Yazıyor, yazıyor!” Hatırladığım 70’li yıllardan itibaren sevgili Şenol abimizin koltuğunun altına sıkıştırdığı, akşamüstü saat 5 olduğunda Ege Telgraf’ın o günün baskısını merakla beklediğimiz o günlerden, bugün kalemimi aynı çınarın dalları altında oynatıyor olmanın gururunu yaşıyorum. İzmir basınının 65 yıllık çınarı Ege Telgraf’ın yazar kadrosunda olmak, sadece bir köşe sahibi olmak değil, köklü bir geleneğin, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir duruşun ve büyük bir ailenin parçası olmak anlamına geliyor benim için. Rahmetli Sezer Doğan ile başlayan bu basın yolculuğu, sevgili kızı Aylin Suphandağlı, torunu Aycan Suphandağlı ve her zaman hatırladığımız değerli dostum rahmetli Can Suphandağlı’nın büyük emeğiyle bugünlere taşındı. Onların gazeteciliğe olan sadakati, ilkeli duruşları ve tüm çalışanlara verdikleri değer, Ege Telgraf’ı yalnızca bir gazete değil, adeta bir okul, bir yuva haline getirdi. Bugün, tüzel kişilik temsilcisi olarak ailemizin kıymetli büyüğü Nurten Doğan annemizin şefkatli varlığıyla daha da güçlenen bu kurumda yer almak, yılların birikimiyle yazmak bana büyük bir onur veriyor. Kendisi, gazeteyi her zaman destekleyen, çalışanlarıyla yakından ilgilenen bir tutumla bu başarı hikayesinin sessiz ama güçlü bir paydaşı oldu. Artık, 35 yıllık siyasi deneyimimi, sivil toplum kuruluşlarındaki emeğimi, ticaretteki izlerimi ve sosyal yaşamımda gördüğüm, hissettiğim her şeyi bu köşede sizlerle paylaşacağım. Gündeme dair yorumlarım, belediyelerimizin, başkanlarımızın alkışlanacak ,eleştirilecek yanları,sokaktaki nabız, insan hikâyeleri ve hayatın içinden kesitler bu sayfalarda sizlerle buluşacak.
İZMİR’E VE SÖZ HAKKIMA DAİR...
Doğup büyüdüğüm güzel İzmir’imize geriye dönüp baktığımda, Kemeraltı’nda başlayan ticaret hayatımın zamanla ne kadar köklü bir yolculuğa dönüştüğünü görüyorum. İzmir Ticaret Odası Meslek Komite Başkanlığı, halen İzmir Ticaret Odası Vakfı Mütevelli Heyeti üyeliği, Ege Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Kemeraltı Derneği’nin kurucu yöneticiliği gibi görevler, sadece iş hayatımdaki kilometre taşları değil; aynı zamanda bu şehre duyduğum bağlılığın da yansımaları oldu. Ticari yaşamın yanı sıra, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yürüttüğüm Konak, Karabağlar ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyelikleri; Konak İlçe Başkanlığı ve İl Başkan Yardımcılığı görevleri ile siyasi sorumluluklarımı da yerine getirmeye çalıştım. Aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşunda üstlendiğim görevler olan Türkiye Meclis Üyeleri Birliği Genel Sekreterliği, Büyükşehir Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyeliği ve son olarak yaşadığım Güzelbahçe'de belediye başkan aday adaylığı sürecim, bu şehirle ilgili düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşma sorumluluğumu beraberinde getirdi. Bugün kent hafızasında yer alan bir siyaset emekçisi olarak; önerilerimle katkı sağlıyor, eleştirilerimle de yol gösterici olabiliyorsam ne mutlu bana. Deneyimlerimizin kıymetini bilenlerle yol yürümek kadar, bilmeyenlere karşı da yapıcı bir duruş sergilemek gerektiğine inanıyorum. Gazeteciliği ya da yazarlığı kendime meslek edinme iddiam yok; zira bu alanda yıllarını harcamış kalem erbabına haksızlık etmek istemem. Ancak Anadolu Üniversitesi’nde tamamladığım Medya ve İletişim eğitiminin ardından şu anda Yerel Yönetimler bölümünde devam eden ikinci üniversite serüvenim, bu alandaki ilgimin ve saygımın bir göstergesidir. Alaylı birikimime akademik bir temel ekleyerek, kalemi olan meslektaşlarıma da bir saygı duruşunda bulunmak istedim. Bu kente ve bu ülkeye dair söylenecek daha çok söz var. Kalemim yettiğince, sesim çıktıkça yazacağım. Ben yazacağım… Ama siz de takip edin. Çünkü bu bir başlangıç. Ege Telgraf gibi bir çınarın gölgesinde, birlikte düşünmek, tartışmak ve büyümek dileğiyle...