Bugün 3 Aralık… Dünya Engelliler Günü. 2004 yılında Konak Belediye Meclis Üyesi seçildiğimde kendime bir söz verdim: “Klasik, sadece el kaldırıp indiren bir meclis üyesi olmayacağım.”
Bir alanda gerçek bir fark yaratmalıydım. Ve Türkiye’de ilk kez, Konak Belediyesi’nde meclis üyelerinden oluşan Engelli Komisyonunu kurdurdum.
2007’de CHP Konak İlçe Başkanı seçildiğimde de yine ilk işim, ilçe örgütümüzde Engelli Komisyonu’nu kurmak oldu. Daha sonra tüm belediyelerde ve siyasi partilerde bu komisyonların kurulmaya başlaması benim için ayrı bir gurur kaynağıdır. O günden bu yana, engelli dostlarımın hem hayat hem hak mücadelesinde yanlarında olmaya devam ediyorum. Türkiye’de nüfusun yüzde 12,29’u, yani yaklaşık 10 milyon kişi engelli bireylerden oluşuyor. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde bu sayı 40 milyona dayanıyor. Böyle bir topluluk bir parti kursa iktidara yürür. Ne yazık ki engelli bireylerimiz hâlâ mimari, sosyal ve ekonomik engellerle mücadele ediyor. Engellilerin karşılaştığı engellerin temelinde, onların farklılıkları değil; bu farklılığı bahane eden toplumsal tutumlar, duyarsızlık ve eksik düzenlemeler yatmaktadır. Yılda iki gün engelli günlerinde hatırlanarak, birkaç sıcak yemek verilerek, en ucuz tekerlekli sandalye dağıtılıp fotoğraf çektirildikten sonra uzaklaşmak; ne bu sorunu çözer, ne de engelli bireylerin mücadelesine saygı duymaktır.
TERCİH DEĞİL
“Engelli adayıyız”, “kutlama mesajları” gibi ifadeler de bu konunun ciddiyetini hafifletmektedir. Engellilik bir tercih değildir, engelliliğe aday olunmaz. Engellilik bir sonuçtur, zorunlu bir yaşam biçimidir. Bu gün kutlama günü değil, farkındalık günüdür. Evinden çıkamayan engelli çocuğun sorunu yürüyememesi değil, okula gidebilmesini sağlayacak mimari düzenlemelerin olmayışıdır. İşe gidemeyen engelli bireyin sorunu kendi yetersizliği değil, erişilebilir ulaşımın sağlanmamış olmasıdır. Görme engellinin sorunu görmemesi değil, sesli uyarı sistemlerinin yokluğudur. İşitme engellinin sorunu işitememesi değil, görsel bilgilendirme eksikliğidir. Kısacası: Engeli olan birey değil, engeli yaratan sistemdir. Mimari ve fiziki engeller kaldırıldığında, yasalar doğru uygulandığında engeller de kalkacaktır. Siyasetçilerimizin sıkça dile getirdiği “tüm sağlık giderleri karşılanıyor” anlayışı artık sona ermeli; zira sağlık uygulama tebliği en ucuz ürün ve hizmeti baz aldığı için engelli bireylere uygun olmayan araç-gereçler verilmekte, bu da ek sorunlar yaratmaktadır.
“Ailelere maaş ve bakım ücreti veriyoruz” söylemleri de gerçek tabloyu yansıtmıyor.
Türkiye’de 10 milyon engellinin yalnızca yaklaşık 2 milyonu destek alabilmektedir. Geri kalan milyonlar, kendi imkânlarıyla yaşam mücadelesi vermektedir. Unutmayalım: Bir kentin, bir ülkenin gelişmişliği; sokaklarında, okullarında, sosyal alanlarında ortopedik, görme, işitme ve zihinsel engelli bireylerin, yaşlıların görünürlüğüyle ölçülür. Yönetenlerin insana dokunan hizmetlerdeki başarısı da buradan anlaşılır. Ben, sadece 3 Aralık’ta değil her "aralıkta ", engelli dostlarımızın yanında olan biri olarak diyorum ki: Gerçek engel; bedensel, zihinsel ya da duyusal farklılıklar değil, toplum olarak ürettiğimiz önyargılar ve erişilemezliklerdir. Eğitimde, istihdamda, sosyal yaşamda ve kent hayatında herkes için eşitlik; ancak daha kapsayıcı, erişilebilir ve adil bir düzenle mümkündür. Bugün; farkında olmak, empati kurmak, destek olmak ve görünmeyeni görünür kılmak için bir fırsattır. Unutmayalım: Engelsiz bir toplum, herkes için daha yaşanabilir bir toplumdur. 3 Aralık Dünya Engelliler Farkındalık Günü’nün, toplumsal bilinç ve dayanışmayı güçlendirmesini diliyorum.
Not:
Engelli projelerimize verdikleri değerli desteklerden dolayı; öncelikle İzmir Ticaret Odamızın kıymetli başkanı Mahmut Özgener’e ve yönetim kurulu üyelerine, İzmir Ticaret Odası Vakfı Eğitim Komisyonu üyelerine teşekkür ederim.
Ayrıca, 160. kez düzenlenen Gönül Sofrası etkinliğinin bu ayki buluşmasını, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi başkanı Metin Çınar işbirliğiyle “Engelli Farkındalık Günü” olarak düzenleyen; gönül insanı, İzmir Ticaret Odası Vakfı Denetim Kurulu Başkanı Erol Eroğlu’na ve bu etkinliğe bütçe desteği sağlayan Can Hastaneleri sahibi Muzaffer Keskiner’e şükranlarımı sunarım.