Boşanma ya da ayrılık, iki yetişkin arasındaki ilişkinin sona ermesi anlamına gelir. Ancak çocuk varsa, bir ilişkinin bitişi başka bir ilişkinin de yeniden tanımlanmasını gerektirir: ebeveynlik ilişkisi. Çift olmak bitebilir. Aynı evi paylaşmak, aynı hayatı sürdürmek, ortak hayaller kurmak sona erebilir. Fakat anne ve baba olma hali, ayrılıkla birlikte ortadan kalkmaz. Tam da bu nedenle ayrılık sonrası en önemli sorulardan biri şudur: “Biz artık bir çift değilsek, nasıl ebeveyn olmaya devam edeceğiz?”
Sağlıklı ortak ebeveynlik denildiğinde bazen yanlış bir tablo hayal ediliyor. Eski eşlerin mutlaka çok iyi arkadaş olması, birlikte vakit geçirmesi, özel günleri beraber kutlaması ya da geçmişte yaşanan bütün kırgınlıkları geride bırakmış olması gerektiği düşünülüyor. Oysa sağlıklı ortak ebeveynlik her zaman yakınlık anlamına gelmez. Bazen sağlıklı olan şey, doğru mesafeyi koruyabilmektir. İki yetişkin birbirine karşı hâlâ öfkeli, kırgın ya da hayal kırıklığı içinde olabilir. Bunların hepsi ayrılık sürecinde son derece insani duygulardır. Asıl mesele, bu duyguların çocuğun omuzlarına yüklenmemesidir. Çocukların anne ve babalarının ilişkisini düzeltmek gibi bir sorumluluğu yoktur. Taraf seçmek zorunda da değildirler.
“Annen böyle yaptı.”
“Baban zaten hep böyleydi.”
“Git, ona bunu söyle.”
“Bakalım bu sefer kimi tercih edeceksin?”
Bu tür cümleler yetişkinler arasında söyleniyor gibi görünse de yükünü çoğu zaman çocuk taşır. Çocuk, iki ebeveyn arasında kalmaya başladığında yalnızca bir çatışmaya şahit olmaz; sevdiği iki kişi arasında sadakat sınavına da sokulabilir. Oysa bir çocuk hem annesini hem babasını sevebilir. Birini sevmesi, diğerine ihanet ettiği anlamına gelmez. Sağlıklı ortak ebeveynliğin en önemli parçalarından biri de tam olarak budur: Çocuğun diğer ebeveynle kurduğu ilişkiye izin verebilmek. Kendi kırgınlığımızı, çocuğun sevgisinin önüne koymamak. Elbette bu her zaman kolay değildir. Çünkü ayrılık yalnızca hukuki ya da fiziksel bir ayrışma değildir. Bazen yılların hayal kırıklıkları, güven kayıpları, öfkeleri ve söylenmemiş cümleleri de bu sürecin içindedir. Bu nedenle yetişkinin kendi duygusunu fark etmesi çok kıymetlidir.
“Ben ne hissediyorum?”
Bu önemli bir sorudur.
Ama ebeveynlik söz konusu olduğunda yanına bir soru daha eklemek gerekir:
“Çocuğumun şu anda neye ihtiyacı var?”
Çocuğun ihtiyacı, anne ve babasının yeniden yakınlaşması olmayabilir. Çocuğun ihtiyacı çoğu zaman güven, tutarlılık ve öngörülebilirliktir. Kimin ne zaman yanında olacağını bilmek… Anne ve babası arasında haber taşımak zorunda kalmamak… Bir evden diğerine giderken suçluluk hissetmemek… Diğer ebeveynle güzel vakit geçirdiğini anlatırken kendini sansürlemek zorunda kalmamak… Bunlar, çocuk açısından son derece değerlidir. Bir başka önemli konu da sınırlar. Ortak ebeveynlik, eski eşlerin hayatlarının hâlâ tamamen iç içe olması gerektiği anlamına gelmez. Hatta bazı ayrılıklarda sağlıklı sınırlar, ilişkinin yeniden kurulabilmesinin en önemli şartıdır. İletişimin yalnızca çocukla ilgili konularla sınırlandırılması, belirli kuralların oluşturulması, iletişim biçiminin netleştirilmesi kimi ailelerde çok daha sağlıklı olabilir. Burada önemli bir parantez açmak gerekiyor. Her ayrılıkta “hep birlikte güzel bir aile tablosu” oluşturmak mümkün olmadığı gibi gerekli de değildir. Yüksek çatışmanın olduğu, manipülasyonun sürdüğü, şiddet ya da güvenlik riskinin bulunduğu ilişkilerde hedef eski eşlerin yakın kalması değildir. Böyle durumlarda öncelik güvenliktir. Temasın sınırlandırılması, daha yapılandırılmış bir iletişim kurulması ve gerektiğinde profesyonel ya da hukuki destek alınması çok daha sağlıklı olabilir. Bu nedenle ortak ebeveynliğin tek bir doğru biçimi yoktur. Her ailenin hikâyesi, ihtiyaçları ve sınırları farklıdır. Ancak değişmeyen bir nokta vardır: Çocukların yetişkinlerin bitmemiş hesaplarının taşıyıcısı olmaması gerekir. Ayrılık sonrası ebeveynliğin amacı kusursuz bir ilişki sürdürmek değildir. Amaç, mümkün olduğunca çocuğun güven duygusunu koruyan bir düzen kurabilmektir. Belki de ayrılık sonrası kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: “Eski eşimle nasıl bir ilişkim olsun?” sorusundan önce, “Çocuğumun bu yeni düzende kendini güvende hissedebilmesi için ben ne yapabilirim?” Çünkü bazen aile olmak aynı evde yaşamak değildir. Bazen aile olmak, yollar ayrıldıktan sonra bile çocuğun yükünü hafifletebilmektir.