Tarihler 90'lı yılların ikinci yarısını gösterirken İZSU'nun Körfez'den çıkarılan çamurları taşıyan mavnaları Urla açıklarında kapak açmış ve tonlarca pisliği denize boca etmişti. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura idi. Önce tepkiler Urla'dan yükseldi. Dönemin ilçe Belediye Başkanı Bülent Baratalı isyan etti. Nasıl olurdu da bir yeri temizleyeceğim derken, Urla’nın masmavi denizi kirletilebilirdi. Dökülen çamurun içinden çıkan naylon atıklar kıyıya vurmuş, sahiller kahverengine bürünmüştü.

İsyana balıkçılarla birlikte sahillerde denize giren vatandaşlar da katıldı. Olay medyada gündeme gelip alevlenince çalışmalar durduruldu. Bir yanlıştan dönülürken, çamuru bir yerden alıp açığa döküyorum diye masmavi kıyıları kurban etmenin çözüm olmadığı anlaşıldı. Bu durum tıpkı evlerden toplanan çöplerin dağa taşa dökülüp bertaraf edilmesi gibi bir şeydi ve sonu yoktu. Neyse ki vazgeçildi.

Daha sonraları Körfez’den çıkarılan o ağır metal yüklü kokuşmuş çamurlar İZSU’nun Çiğli Sasalı’daki arıtma tesislerinin yakınında bir alana dökülmeye başlandı. Rahmetli Ahmet Piriştina dönemi öyle geçti. Ardından Piriştina’nın vefatı ile Aziz Kocaoğlu dönemi başladı. Çamurlar bu dönem de Çiğli’ye gitti. Ancak müthiş koku Karşıyaka dahil her yeri rahatsız ediyor, hakim rüzgarlarla kent geneline yayılıyordu.

Kamuoyundan tepkiler yükselince Aziz Kocaoğlu, bir çamur kurutma tesisi için kolları sıvadı. İhale açıldı ve yanılmıyorsam işi bir Yunan şirketi aldı. Tesis faaliyete geçtiğinde herkes rahatladı. Çamurlar bertaraf edilirken kurutulan malzeme kentin dört bir yanındaki peyzaj alanlarında gübre olarak kullanıldı. Ancak ilerleyen yıllarda bu çok faydalı çamur kurutma tesisinde arıza meydana geldi. Tamiri mümkün olmayınca da bir müddet devre dışı kaldı.

Gelelim bugüne… Atalarımız “Ders alınsa tarih tekerrür eder miydi?” demişler. Maalesef 30 yıl sonra tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Körfez’in çamuru kurutma yerine bu kez turizmin gözbebeği Foça açıklarına dökülüyor. Hem de vahşice. O çamurlar Foçalı balıkçıların ağlarına takılmasa kimsenin haberi olmayacak. Şimdi sormak gerekmiyor mu, “Körfezi temizleyeceğim” diye bu kez de güzelim Foça’nın denizini kirletmeye kimin hakkı var? Söyler misiniz?

Üstelik Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da, Foça-Karaburun arasında güya bir bölge belirlemiş de oraya dökülüyormuş. Kim takar bölgeyi mölgeyi. Denetleme de olmayınca mavnalarla taşınan o çamurlar Foça’nın birkaç mil yakınına kadar gelmiş. Balık için sefere çıkan Foçalı balıkçıların ağları derya kuzuları yerine çamurla dolunca da foyalar ortaya saçıldı.

Saçıldı saçılmasına ama ilk etapta balıkçı esnafı dışında tepki gösteren olmadı. Olay medyada konu olunca geçtiğimiz bir grup STK üyesi ellerinde pankartlarla insan zinciri oluşturup eylem yaptı. Foça’nın meşhur kara taşı gibi, “Maviliklerimizi karartmayın” dediler. Ben verdikleri tepkiden dolayı kendilerini kutluyorum. Tabi ki, o eyleme destek veren tek önceki belediye başkanlarından Gökhan Demirağ’a da.

Ancak hemen Foça’yı yönetenlere, ekmeğini Foça’dan kazananların nerede olduğunu sormak istiyorum. Şehremini Saniye Hanım, ondan önce 5 yıl o koltukta oturan Fatih Bey, seçim kampanyası başladığında ortaya çıkıp koltuk kapmaya heveslenen onca siyasetçi başkan adayı nerelerdesiniz? Esnafı, turizmcisi, Foça’nın o iyotlu havasını soluyan insanları ya sizler, uyuyor musunuz yoksa? Yarın balıkları zehirlendiğinde, kıyılarını çöpler ve bilumum atıklar istila ettiğinde, o sahillerde denize girebilecek misiniz? Restoranlarında ölü balıkları mı servis edeceksiniz? Koşa koşa Foça’ya günübirlik de olsa gezmeye gelenleri bulabilecek misiniz?

Yapmayın, Foça’ya yazık etmeyin. Resmen ihanet bu! Buna ancak kamuoyu baskısı engel olabilir. Bilerek ve ya bilmeyerek bu yanlış kararı alanlara geri adım attırabilir. İster Bakanlık olsun isterse İzmir Büyükşehir Belediyesi buna kim izin verdi ise yanlış yapanların aklını başına getirebilir.

İzmir çöpten ve çamurdan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi. Yeter artık. Bırakın hamasi nutukları. Lafla peynir gemisi yürümüyor. İzmir’e sahip çıkın! Haydi…