Dün tartıştınız mı? Eşinizle, çocuğunuzla, anne-babanızla, bir arkadaşınızla... Konuyu hatırlıyor musunuz? Önemli miydi? Yoksa bugün hatırlayamayacağınız kadar önemsiz mi? Hatırlamanıza yardım edeyim mi? Neden onu öyle yaptın? Niçin bunu böyle yapmadın? İşte tam da böyle küçük bir şey yüzünden başlamış olabilir tartışma. Peki, neden böyle oluyor? Ve düzeltmek mümkün mü? Elbette mümkün. Sadecene yaptığınızı ne yapmamanız gerektiğini bilmeniz yeterli.

AMİGDALA DEVREDE

Tartışma anında beynin duygu merkezi amigdala devreye girer, tehlike varmış gibialarm verir ve vücutta stres hormonları yükselir.Bu sırada düşünme, değerlendirme merkezi prefrontal korteksin işlevi baskılanır. Yani "mantıklı düşünme" kapasitesiniz ciddi şekilde azalır, hatta bağlantınız kopar. Sadece bu değil. Stres, kortizol hormonunu artırır ve kronikleşirse bedeniniz ciddi zarar görür. Sonra da doktor arayışları başlar.

İlişki uzmanı Dr. John Gottman’a göre ilişkileri yıpratan dört temel iletişim kalıbı var.Gottman bunlara “Kıyametin Dört Atlısı” der ve uyarır: “Eğer bu dört atlı ilişkinizde sürekli olarak varsa, o ilişki tehlikededir."

1. "Sen her zaman sorumsuzca davranıyorsun.” Burada eleştiri, davranışa değil kişiliğe yöneliktir ve şikâyet değil, saldırıdır. Şikayet somuttur ve davranışa odaklanır: “Geç kaldın, endişelendim.”Eleştiri ise karşıdakini köşeye sıkıştırır. Ve onu savunmaya iter.

2. "Yorgunsun ha? Bütün gün ne yaptın?" Küçümsemede kaba, alaycı ve saygısız bir dil vardır. Karşı taraf hor görüldüğünü, değersiz olduğunu hisseder. Gottman’a göre bu kalıp, ilişkiler için en yıkıcı olandır.

3. "Ben yapmadım, sen yaptın!" Savunmanın içinde gizli bir suçlama vardır ve "Bu senin hatan" demektir. Savunma sorunu çözmez. Karşı tarafın öfkesini artırır ve çatışmayı büyütür.
4. "Artık seninle konuşmuyorum."Susmak. Kapanmak. Televizyona bakmak. Odadan çıkmak. Duvar örmek açık bir mesaj taşır:" Seninle uğraşmaya değmezsin." Bu duygusal bir terk ediliştir.

Peki, bu yıpratıcı iletişim kalıplarından nasıl kurtulacağız?

1. Tartışma başladığında birkaç saniye durun ve nefes alın. O anda söylenecek her söz zarar verebilir. İçinizden 10'a kadar sayın. Gerekirse 100'e kadar. Bu beyne "tehlike yok" sinyali verir, düşünme yavaş yavaş geri gelir.
2. "Sen" ile başlayan cümleler çoğu zaman saldırı gibi duyulur: "Sen hep..." yerine "Ben üzülüyorum". "Ben" ifadesini kullanarak duygularınızdan bahsedin. Suçlama, eleştiri, etiket yok. Bu tartışmanın kavgaya çatışmaya dönüşmeni engeller.
3. Eğer tartışma ısınıyorsa ara verin. "Yarım saat sonra konuşalım."demek, "Sus artık" deyip gitmekten çok farklıdır. Bu sürede dikkatinizi farklı bir şeye verin, kendinizi sakinleştirin. Ama mutlaka konuşmaya geri dönün.
4. Karşınızdaki konuşurken telefona bakmayın, başka bir şeyle ilgilenmeyin. Yanıtı düşünmeyin, geçmiş defterleri karıştırmayın, savunmaya hazırlanmayın. Sadece dinleyin, anlamaya çalışın.
5. Gerçekten özür dileyin." Ama" demeden. “Özür dilerim, haklısın. Ben de üzgünüm."Basit, net, samimi bir özürle hem ilişkinizi onarır hem de olası stresi kendinizden uzaklaştırıp bedeninize zarar vermezsiniz.

Herkes bazen bağırır, bazen susar, bazen yanlış söz söyler. Önemli olan fark etmek ve değiştirmeye çalışmaktır. Çünkü karşınızdaki sevdiğiniz biridir.