Cüneyt Akbaba ile on yıl önce “Kitap Emekçileri Konuşuyor” adlı röportaj dizisi kapsamında söyleşmiştik. Aradan geçen zaman Akbaba’yı araştırmalar ve röportajlar yapan bir isim haline getirdi

Alfa Yayınları Fuar Koordinatörü Cüneyt Akbaba, 20 yılı aşkın süredir yayıncılık sektörünün içinde. Kendisiyle yine Ege Telgraf sayfalarında söyleştiğimizde yayınevinin satış biriminde görevliydi. Geçen süre içinde hem görevi değişti hem uğraş alanları genişledi. Akbaba, yaklaşık iki yıldır Türkiye’nin en önemli yazarlarıyla ilgili araştırmalar yapıyor ve onlarla röportajlar gerçekleştiriyor. “Hayat” dergisinin yazarlarla söyleşi kısmında başarılı çalışmalara imza atan Cüneyt Akbaba ile bu sürecin nasıl geliştiğini ve hedeflerini konuştuk. Akbaba, bilimin, sanatın, edebiyatın içindeki bireyin yerinde saymasının kabul edilemez olduğunu kaydederek, “Röportaj alanında iki yıldır ürün vermeye çalışan biri olarak çok iddialı konuşamam. Ancak, ülkemizin sanat ve edebiyat serüveni içinde bir sayfalık da olsa yerimin olması, bir cümle de olsa bir katkımın olması benim için ayrı bir gurur” dedi. Sözü Cüneyt Akbaba’ya bırakıyoruz…

-Sayın Akbaba, yıllar önce sizinle yaptığımız röportajda yine Alfa Yayınları’nda görevliydiniz. Bugün aynı yayınevinde daha çok İstanbul dışı fuarların sorumluluğunu almış görüyoruz sizi. Ama diğer yandan Hayat Özlem Kayalı’nın sahibi ve yayın koordinatörü olduğu Hayat dergisinde de yazarlarla söyleşileriniz yayınlanıyor. Bu süreç nasıl gelişti, anlatır mısınız?

Elbette. Senin de belirttiğin gibi Alfa Yayınları’nda çalışıyorum. Türkiye’nin en prestijli yayın grubu diyebiliriz. Ülkemizin edebiyatına damga vurmuş sayısız kalemin kitapları bu yayın grubuna bağlı marka yayınevlerinde çıkıyor. Ben neredeyse yirmi yıldır bu ortamdayım. Daima kitaba ilgili duyan biri oldum ancak yazarlara bu kadar yakın bir ortamda olmak açıkçası ayrı bir şans. Düşünsenize Türkiye’nin en saygın yazarları sizinle aynı binaya gelip kahve içiyor. Siz onların eserlerini topluma ulaştırıyorsunuz. Bu ortamı paylaşmak tabii ki duyarlı iseniz size çok şey katıyor. Örneğin bu süre içinde çok geniş bir imzalı kitap koleksiyonum oluştu. Son dönemlerde fuar sorumlusu olmak bana bambaşka bir ilişki ağı açtı. Yazarlarla her fuarda bir buçuk hafta boyunca yaşadığım iletişim ve tanıştığım yeni yüzler. Hayat Özlem Kayalı hanımefendi bu süreçte tanıdığım değerli bir dost ve yayıncı. Onun da teşvikiyle 2024 yılının başında ilk sayısını çıkaran Hayat dergisinde söyleşilerim yer almaya başladı.

SEVGİ VE İLGİ GEREKTİRİYOR

-Bu bir anlamda gazetecilik faaliyeti. Ancak daha özel bir çalışma da gerektiriyor. Yazarları tanımak, eserlerini okumak gibi gereklilikleri var. Kitap fuarı gibi yoğun ve yorucu bir ortamda bunları nasıl yapıyorsunuz?

Doğrusu bu bir ilgi ve sevgi meselesi. Kitap okumaktan hiçbir zaman kopmadım. İnsan ilişkileri konusunda da içe kapanık biri değilim. Gerek bizim yayınevinin yazarları gerek farklı yerlerden kitapları çıkan yazarlarla aynı ortamdayız. Onları biz ağırlıyoruz. İlgileniyoruz. İşimizin en önemli parçası onlar. Ancak bu sizin yaklaşımınızla iş olmaktan çıkıp bir ilgi alanına dönüşebiliyor. Bir meseleye tamamen iş olarak baktığınızda zaten buna yabancılaşırsınız. Kişi ya da olgular sizin için nesne haline gelir ki bu çok keyifsiz bir şeydir. En çok da kitaba, sanata, bilime haksızlıktır. Ben sadece bir iş yapmıyorum. Ülkemiz sanatına küçük de olsa katkı sunan bir çaba içindeyim. Diğer yandan tekdüze olmaktan çıkıp kendimi geliştiriyorum.

-Röportajların soru ve yayın hazırlık süreci hakkında bize ne anlatırsınız?

Evet, aslında az önceki sorunuzda değinecektim. Hatırlatmış oldunuz. Tabii bu söyleşiler için soru hazırlarken gazeteci, yazar ve iyi okuyucu diyebileceğim dostlardan destek aldım. Onların görüşüne başvurdum. Bir süre sonra daha rahat çalışır oldum. Röportajların sıkıcı olmaması, başladığı akıcılıkta sürmesine daima öze gösteririm.

YAPAY ZEKA KULLANIMI

-Burada biz bizeyiz. Aramızda yabancı yokJ. Yapay zekadan faydalanıyor musunuz?

Sevgili Mazlum hatırlarsan üç yıl kadar önce yapay zeka programlarının metin yazarlığı başta olmak üzere edebiyat uğraşına etkisini ilk defa benden duydun. Yapay zekanın birçok işin bir parçası olacağını söyledim, yine söylüyorum. Ancak, okuyucu daima orijinal bir yön, başka türlü bir iz arıyor, arayacaktır. O nedenle yapay zeka kullanılmaz değil, kullanılır. Ama bütün işi bir programdan beklerseniz o hem fikri tembelliğe yol açar hem de yaptığınız işi yavan kılar. Bu anlamda yapay zekadan faydalanıyorum. Örneğin bir yazarın bir eseri hakkında makaleleri görmek için soru soruyorum. Sorularım ya da söyleşi ön ve ara sözlerini böylece güçlendiriyorum. Ama soru sormak benim işim.

-Biraz yazarları konuşalım. Örneğin Meral Saklıyan’la Yaşar Kemal ağırlıklı bir söyleşi yapmışsınız. Bu bana göre başka bir zorluk içeriyor. Hem Saklıyan’ı hem Yaşar Kemal’i tanımak, bilmek durumundasınız. Yanılıyor muyum?

Haklısın, değerli dostum. Fakat ne mutlu bize ki Yaşar Kemal’in kıymetini bilen öğretmenlerim, dostlarım oldu. Kaldı ki Yaşar Kemal büyüklüğünde bir yazarla buluşmamak için ancak okumayı sevmiyor olmanız gerekli. Daha başka bir söz söylemeyeyim. O nedenle Yaşar Kemal okudum. Araştırdım. Özellikle Çukurova kitap fuarlarında Adanalıların Orhan Kemal ve Yaşar Kemal hakkında sonu gelmez muhabbet ve sorularına tanık oluyorum. Onların hayata nasıl dokunduğunu da görebiliyorum. Meral Saklıyan’a gelince, Yaşar Kemal biyografisi dışında da çok değerli öykü kitapları yazmış bir yazarımız. Kendisini çok severim. Her fuarda sohbet ede ede kafamda yapacağım söyleşi şekillendi. Sonuçta senin okuduğun çalışma ortaya çıktı.

-Yani sorularınız ve notlarınız, örneğin İzmir Kitap Fuarı’nda başlayıp, Çukurova’da sürdü, Ankara’da tamamlandı. Öyle mi?

Aynen öyle. Hiç gülme. Benim söyleşilerimin laf değil, gerçekten bir yolculuğu var. Serüveni var.

ORHAN KEMAL’İN AYDINLIĞINDA

-Az önce Orhan Kemal’den söz ettiniz. Oğlu Işık Öğütçü ile de söyleşinizi okudum. Hemen her fuarda da birliktesiniz. Işık Öğütçü’nün araştırmacı-yazar yönü hakkında neler söylemek istersiniz?

Öncelikle o bizim Işık abimiz. Onun insan yönünü vurgulamak gerekir öncelikle. Dostluğu, dayanışması bizim için çok değerli. Espritüel bir insan. Yazarlığına gelince, aslında akademinin yapması gereken işleri o yaptı. Orhan Kemal’in bütün yönleriyle geleceğe akmasını sağlayan on dört kitap çıkardı. O yapmasaydı kim el atıp yapardı, bilmiyorum. Dolayısıyla Işık Abi bir misyonu da temsil ediyor. Bu dünyada güzel şeylerin yaşatılması adına fedakarlık yapmanın özel bir örneğidir. Sözlerimden anladığın üzere böyle bir insan karşısında söyleşirken duygusal olmamak mümkün değil. Hem onun yaptıklarını ilgiyle takip ediyorum hem Orhan Kemal’i tutkuyla okuyorum.

-Hazırlığı sizi zorlayan bir yazarı sorsam kimi söylersiniz?

Zorlanma ne kadar doğru olur bilmiyorum. Ben anlatayım, okurlar karar versin. Erol Mütercimler bence tarih ve güncel konuları buluşturmakta usta bir isim. Kitapları çok ilginç ayrıntılar içeriyor. O kadar içeriyor ki, ne soracağınızı şaşırıyorsunuz. Böyle bir zorlanma oldu.

-Yazarlarla olan iletişiminiz sizi kültürel anlamda hangi ortamlara dahil etti?

Fuarlarda olmak yeni dostlukları da getiriyor. Benim için özel bir isimden söz etmek istiyorum: Mustafa Eyce. Kendisi Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı. Yine Taşucu’nda babasının koleksiyonu sayesinde yaşattığı Amphora Müzesi var. Babası Arslan Eyce’nin adını yaşatma ve eğitim alanında hizmet etme gayretinde olan bir isim. Adana fuarında tanıştık. Vakfın yazarlarla buluşması adına bir dayanışma geliştirdik. Çocuklara ulaştırmak üzere kitap bağısında bulundum. Bu konuda kıymetli annem Nurgül Akbaba ve babam Müslim Akbaba’nın duyarlılıkları daima bana ışık oldu. Bu nedenle okullara yapılan kitap bağışı sonrası vakıftan ikisi adına teşekkür belgesi geldi. Bu benim için çok kıymetli bir anıdır.

-Söyleşilere gelecek olursak epeyce birikti sanıyorum. İleride bunları kitap olarak görebilecek miyiz?

Bu benim rüyalarıma giren bir konu. Kitabın hamallığını yapmış olmaktan daima gurur duydum. Bu dünyada bir kitaba imza atmış olmayı tabii ki çok isterim. Hele bakalım. Mevla’m neler gösterecek. Dilerim olur.