Son dönemde ABD-İsrail-İran arasında dünyayı sarsan Ortadoğu savaşı, önce Şanlıurfa ardından da Kahramanmaraş'taki okul baskınları derken İzmir'de AK Parti ile CHP arasındaki polemik savaşını nerede ise ıskalamıştık ki, beyin yakan görüntüler cuma günü yaşandı. Kentin yerel parlamentosu niteliğindeki İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi ayın son oturumunda karıştı. AK Parti ile MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı üyeleri ile CHP’liler birbirine girdi. Tokat ve yumruklar havada uçuşurken, ağızlara alınmayacak küfürler sarf edildi.

Bütün bu yaşananlar, kentin siyasetçilerinin parti gözetmeksizin çoktan çözülmesi gereken sorunları çözmek yerine vakitlerini suni gündemlere harcamaları nedeniyledir. Maalesef bu dönem İzmir’in en büyük talihsizliği el ele verip çözüm üretmek varken, tartışma, gerilim ve nihayetinde de kavga çıkarmaktır ki bu gözler ne acı, onu da görmüştür.
Aslında bir süredir AK Parti ile CHP arasındaki siyasi çekişme, orta seviyede ilerliyor taraflar zaman zaman birbirlerine “jest” bile yapıyorlardı. Hatırlayın Harmandalı Çöplüğü kapatılıp İzmir çöp dağları arasında kalınca AĶ Parti imdada yetişmiş, Çiğli’de istihap haddini çoktan aşmış, heyelan tehlikesi saçan çöplük için bile 45 gün gibi ek süre tahsis ettirmişti. O süre kullanılamadı. Çöpler şimdi Bergama'da yine vahşice depolanıyor.

Ve yine AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı olsun, vekiller olsun Başkan Cemil Tugay'a Ankara temaslarında eşlik etmiş, gerek bakanlarla gerekse bürokrasi ile bir araya gelip çözüm üretmek için destek vermişlerdi. Elbette bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Lakin ne olduysa oldu, bu örnek siyaset anlayışı bir anda yerini taraflar arasında kıyasıya bir siyasi mücadeleye dönüştü. Burada fitili ateşleyen olay, iktidarın Büyükşehir'in uhdesindeki Meslek Fabrikası'na daha mahkeme sonuçlanmadan çevik-kuvvet polisiyle gerçekleştirdiği şafak baskınıdır.

Bu el koyma İzmir’de bardağı taşıran damla oldu. Belediyelerde yaşanan olumsuzluklar yüzünden zor günler geçiren CHP'yi İzmir'de tekrar kenetleyen, partisinin yalnız bıraktığı Cemil Tugay'ı bu durumdan kurtaran olay Meslek Fabrikası nöbetleridir. Bu eylemler her ne kadar etkisini yitirdiyse de CHP'nin elindeki en büyük kozdur. AK Parti ise bence bu işten siyaseten büyük yara almıştıŕ.

Bunun etkileri muhtemelen 2028 ve 2029'daki seçimlerde ortaya çıkacaktır. Kent siyasetinde gelinen nokta kavga, dövüş, ağızlara alınmayacak küfürlerdir. İzmirlinin meclisi hak etmediği bir manzara ile karşı karsıya kalmıştır. Sonuç olarak bu manzarayı yaratanların çıkıp İzmirlilerden özür dilemesi gerekmektedir. Peki bu özür gelir mi? Hiç sanmıyorum...

23 NİSAN KUTLU OLSUN!

Yarından sonra bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de Türk Milleti’nin vatanın her köşesinden gelen temsilcileriyle kurduğu ilk meclisin kuruluşunun 106 yılıdır. Atatürk bu tarihi 1924’te bayram ilan etmiş, 1929’da ise çocuklara armağan etmiştir. 23 Nisan, 1981’de dünyaya açılmış, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak resmen ilan edilmiş dünyadaki tek çocuk bayramıdır.
Her ne kadar, 23 Nisan yaklaşırken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşadığımız ve hiç de alışık olmadığımız iki menfur saldırı, “Neler oluyor?”, “Çocuklarımız bu hale nasıl geldi?” sorularının sorulmasına zemin hazırlamıştır. Şimdi ben, bayram günü büyüklerin koltuklarına sembolik olarak oturacak çocuklarımızın neler söyleyeceklerini çok merak ediyorum.

23 Nisan bu dünyada nefes alan, alabilen tüm çocuklara kutlu olsun…