Siyasette bir kısır döngüdür sürüp gidiyor. Ana muhalefet partisi CHP şimdilerde bunu yaşıyor. 2023 Cumhurbaşkanlığı Genel Seçimi öncesi, “6’lı Masa” kuruldu. Masanın üyeleri, “Hiçbir zaman yan yana gelmezler” denilen partiler ve genel başkanlarıydı. Çok iddialıydılar. O kadar iddialıydılar ki, daha seçim gelmeden kendilerini “galip” ilan etmişlerdi. Beyaz gömlekleri giyip geçtikleri kameralar karşısında birbirlerine, “Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım” gibi sözlerle hitaplar bile ederek, “demokrasi aşığı” bu necip milletin oylarına “ipotek” koymaya kalktılar.

Mevcut Cumhurbaşkanı’nın sadece ve sadece bir adet yardımcısı olmasına bile tahammül edemeyenler, bir anda 7 adet cumhurbaşkanı yardımcısı makamı ihdas ediverdi. Eh bu yolda “ter (!)” döken siyasi parti liderlerini elde tutabilmek kendi düşüncelerine göre ancak bu yolla mümkündü. O nedenle bir zamanlar savunulan düşünceler unutulabilir, hatta çiğnenebilirdi. Uzun uzun toplantılar yaptılar. Sayısını şimdi ben bile hatırlamıyorum.

Bir gün aralarından biri, masayı yumruklayıp kalkıverdi. Herkes ne olduğunu anlayamadı. O kadar öfkelenmişti ki, düzenlediği basın toplantısında ağzına ne geldi ise söyledi. Millet de masadakiler de şaşkındı. Çok uzun sürmedi. İkna çalışmaları başladı. Masaya dönmesi için ne gerekiyorsa yapıldı. Birileri devreye girdi ve masayı yumruklayıp kalkan o kişi, hooop geri dönüverdi. Döndü dönmesine ama artık yararından fazla zararı vardı. Millet de masadakiler de notunu verdi.
Gün geldi çattı. Aralarından “İstemem yan cebime koy” diyen biri cumhurbaşkanı adayı oldu. Adaylığı açıklanırken, o masayı yumruklayanın yüzünün halinden mağlubiyet yaşanacağı belliydi. Seçim başladı, birinci, ikinci tur derken, olan olmuş, gelmekte olan gelmiş, 6’lı Masa’nın adayı kaybetmişti. Büyük umutlarla kurulan o masa bir anda dağılıverdi. Şimdi o masadakilerin yerinde yeller esiyor. Kimi genel başkanlıktan, kimi de gözden düştü.

Bugünlerde yeni bir masa gündemde. 3’lü Masa. Ama ana muhalefetin içinde. CHP Genel Başkanı ile iki büyükşehir belediye başkanı kafa kafaya vermiş hesap yapıyorlar. Adına da “önseçimli aday belirleme” diyorlar. CHP’nin adayı belirlenecek ama aralarından biri, “henüz zamanı değil” deyip yan çiziyor. O isim Ankaralı Başkan’dan başkası değil. Kendine mi güvenmiyor, partisine mi bilemiyorum. Belki de 6’lı Masa fiyaskosundan kalan korkuları var. Korkunun ecele faydasının olmadığı gerçeğine rağmen. Masalar işe yaramıyor. Millet karşısına çıkacak “cesur lider” arıyor.

2028’e daha 3,5 sene var. İnsanın, “Bu ne telaş?” diye sorası geliyor. Eğer iktidara giden yol, yerel yönetimlerden geçiyorsa ki mevcut Cumhurbaşkanı’nın geldiği noktaya bakılacak olursa bu görülecektir. O halde iki mega kente yapılacak başarılı hizmetler referans olmayacak mıdır? Elbette millet bu kentteki başarılara bakarak oy verecektir. O zaman yapılacak tek şey, 3,5 senede durmadan dinlenmeden İstanbul ve Ankara için mesai üretmektir.

Cumhurbaşkanlığı adaylığını şimdiden tartışmaya açmak, hele hele şimdiden belirlemek, abesle iştigaldir. Bu konuda Ankaralı Başkan’ı zorlamak da yok yere ateşle oynamaktır. Anlaşılıyor ki 6’lı Masa’da yaşananlardan ders alınmış görünmüyor. Türkiye’nin her an değişen gündeminde, dünyada yaşanan kaoslar birbirini kovalarken, koltuk hesabı yapmak, oturduğun koltuğun sorumluluğundan kaçmaktan başka bir şey değildir.

Atalarımız, “Ainesi (aynası) iştir kişinin lafa bakılmaz” demiş. Beyler önce yaptığınız hizmetleri görelim. Görelim ki, sizi baş koltuğa oturtalım. İşini yarım bırakana bu millet dönüp bakmaz, o kişinin bu ülkeye de millete de faydası olmaz.