“Eğer bir kuşak, bir önceki eğilimlerini ileri taşısaydı herhalde kendimizi çok uzun zaman önce yok etmiş olurduk” Robert Greene
Toplumlarda, her kuşak bir sonraki nesilden şikayetçi olur. Bu çok normal bir durumdur. Yeni gelen nesil bir önceki nesle göre hep bir farklıdır, yadırganır.
Çocuklar ergenliğe girdiklerinde, genellikle her evde sesler yükselmeye, tartışmaların boyutu büyümeye başlar.
Çaresiz ve ne yapacağını bilemeyen ebeveynler; korumacılıkları ve korkuları arasında sıkışıp kalır. Tabii sinir sistemleri alt üst olur!..
Eski kuşak ve yeni kuşakların çatışmaları toplumların olgunlaşmaları ve ilerlemeleri için gereklidir. Daima farklılıklar ve gelişmeler gösterecektir.
Bir neslin radyoları vardı, sonrakilere televizyonlar geldi. Bir sonrakiler siyah ekrandan renkli ekrana geçti. Diğerleri cep telefonlarıyla büyüdü. Bilgisayarlar, akıllı telefonlar derken, aklımızla oynayacak zekanın yapayıyla büyüyen bir nesle de tanık olacağız ömrümüz olursa…

• Şu kuşak isimlerine bir bakalım:
• 1925 - 1945 / Sessiz kuşak.
• 1946 - 1964 / Babyboomers.
• 1965 - 1979 / X kuşağı
• 1980 - 1999 / Y kuşağı
• 2000 - 2010 / Z kuşağı
• 2011 ve sonrası / Alfa kuşağı

BİZİM ZAMANIMIZDA

Her ebeveyn gibi “Bizim zamanımızda” diye başlayacağım yazıya…
X kuşağına mensup olan bizlerin zamanında akıllı telefonu hayal bile edemezdik. Bizler için televizyonların renkli döneme geçişi büyük bir değişiklikti. O zamanlar tek TV kanalımız vardı. O da akşamüstü yayına başlar gece saat: 00.00 da İstiklal Marşı’yla kapanırdı. O kuşak yurt dışındaki yabancı müziklerin kliplerini Yunan kanalı olan EPT den takip ederdi. Hani şu Chery chery ladylerin, çılgın rock müzik gruplarının, garip kıyafetli kliplerin olduğu zamanlar… Öyle klipler vardı ki korkunç makyajlı erkekleri, konserlerde civcivleri ezen heavy metalcileri, kadın kılığına giren adamları bu müzikler eşliğinde Yunan kanalından seyrediyorduk. Hatırlıyorum Qeen gurubunun “I wantto bresk free” şarkısındaki klibin üyelerinin kadın kılığındaki görünüşlerini! O zamanda eşcinsellik, transseksüellik kavramını bilmediğim için pek anlam verememiştim. Belki de yaşımdan dolayı bilemiyorum.
Bizim kuşak geleneklerine bağlı akıllı uslu çocuklar olarak büyüdü. İnanır mısınız hem de bu kliplerle! O zamanlar hiçbir erkek yüzünü gözünü boyamadı seyrettiklerinden etkilenip etekler giymedi. Cinsellikleri ne olursa olsun gizli saklı yaşandı, kimsenin haberi olmadı!

Çok tuhaftır şimdilerde toplumdaki en ufak farklı şeyleri hemen toplumun ahlak kuralarıyla bağdaştırıyoruz! Üstelik teknoloji, bilim ve insanlık bu kadar ilerlemişken…
Ama totaliter toplumlarda işler hep iki yüzlü yürür. Özellikle dinden başka hiçbir tutunacağı dalı olmayan insanlarda… Geçenlerde Manifest Grubu üyelerine teşhircilik nedeniyle soruşturma açılması, Mabel Matiz in şarkı sözlerinin “Müstehcen” bulunması falan bunlar nasıl da saçma şeyler!
Gerçekten toplumun ahlakı böyle şeylerle korunuyor mu? Allah’ın bildiğini kuldan saklamak! Eskilerde türkülerimiz var mesela:

“Entarisi Ala Benziyor
Şeftalisi Bala Benziyor
Benim Yarim Bana Benziyor”
“Yakacaksın sobayı
ısıtacan odayı
saat beşe gelince de
göreceksin pompayı arabada 5, evde 15,
hoşuma da giderse, bedave!
“Dam üstünde un eler
Tombul tombul memeler
Zalım oy gelin zalım zalım zalım
Memeler baş kaldırmış
Kavuşmuyor düğmeler”

“Kırmızı kurdele kör olasın Emine
İndim derelere bilmem nerelerine
Kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine…”

“Bayıra karşı yatır beni
Tırmala beni kaşı beni
Hop şıkıdım kendimi
Çıplak çıkarım bayrama”

“Yaradan’ın boş vaktine gelmiş deli yosma
Eli işte gözü oynaşta seni zilli
Elime geçirsem mest etsem ah kız seni
Yoluma çıkarsan affetmem yakarım seni
Anan babanla yatınca
Kızancıklar uyuyunca
Aç kapını al koynuna
Doya doya sevişelim”
“O şimdi asker canı neler ister
Uykuda mevlam beni ona göster
O şimdi asker canı neler ister
Uykuda mevlam beni ona göster”

Eminim bu şarkıların sözlerini ve melodilerini hepiniz biliyorsunuz! Düğünlerde hoppidi hoppidi oynadığımız şarkılar, türküler bunlar. Ama yıllardır ahlakımızı etkilediğini de sanmıyorum … Zaten hiçbir zaman hukuki bir sonuç doğurmadı bu şarkıların sözleri…

Toplumdaki ahlakı etkileyen şeylerin, toplu olarak eyleme geçirilen ve bunu normalleştiren kavramsal yapıların olduğunu düşünüyorum. Ahlak sadece cinsellikle ilgili değil çünkü. Nerde nasıl davranılacağı ahlakın konusudur. Mesela ülkeyi temsil eden siyasetçilerin mecliste tekme tokat birbirlerine girmeleri ahlaki bir konudur!
Yasaların adil uygulanmaması ahlaki bir konudur. Hırsızlıkların, televizyon kanallarındaki gündüz kuşağındaki programlarının reyting kaygısıyla her türlü rezaleti yayınlamaları ahlaki bir konudur. Cinsel eşitsizliğin, doğa ve hayvan katliamlarının yapılmasına göz yumanların, toplumdaki yasaların birilerine daha adil (!) uygulanması ahlaki bir konudur! Daha çok var. Aklınıza geleni yorumlara yazabilirsiniz.

Anlayacağınız herkes işini doğru dürüst kurallarına göre uygun yapsa, toplumdaki aksaklıkları kimsenin sahte gündemlerle örtbas etmeye gücü yetmez! En önemlisi hukuk! Hukukun uygulanmadığı toplumlarda ahlaki çöküşü kaçınılmazdır.
Bizden sonraki Z kuşağını yadırgamamız, asi bulmamız nedeni; tüm bunlarla büyümüş, aksaklıkları görmüş olmalarındandır. Düzensiz bulup eleştirdiğimiz bu kuşak, belki de düzenin yenilenmiş halidir…

Yerinde saymak, gereksiz inanışlara yapışmak hiçbir toplumu ileriye götürmez. Bırakalım da bir sonraki nesiller bizden daha çok büyüsünler!
“Dini, siyasi ve yasal geleneklerin katılığını ve hükmünü sürdürdüğü her yerde değişime yatkınlık ve düşüncenin uyanışı kısıtlanır.” Emile Durkheim