“Asla yeterince iyi olmayacaksın. Ne yaparsan yap, kimse seni ciddiye almayacak.”
“Boşuna uğraşıyorsun, zaten bir işe yaramayacak.”
“Kendini kandırma, gerçekten başarılı olamayacaksın"
“Beceriksizsin, ne denersen dene hep beceriksiz kalacaksın.”
    
Tanıdık geldi mi? Bu sert ve acımasız ses bazen fısıldıyor, bazen de bağırıyor. Bizi durduruyor, yetersiz hissettiriyor, hatta öfkelendiriyor. Peki, bu ses kime ait? Bize ait, bizim iç eleştirmenimiz. Önce iç ses nedir ona bakalım. İç ses düşüncelerimizi, duygularımızı şekillendiren içsel bir konuşmadır. Kiminde güçlüdür, kiminde ise neredeyse hiç yoktur.

İç ses beynimizde nasıl oluşur? Beynimiz, dış dünyadan bir uyaran almadığında, yani bir şeye odaklanmadığında Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network) devreye girer ve geçmiş deneyimlerimizden, geleceğe dair öngörülerimizden senaryolar üretir.
    
Senaryoların içeriğini ise beynimizin duygusal merkezi amigdala ve komuta merkezi prefrontal korteks belirler. Daha sonra beynin dil işleme ve konuşma bölümleri devreye girerek bu senaryoları içsel bir konuşmaya dönüştürür, bunu yalnız biz duyarız. Çünkü bizim özel sesimizdir. Zihnimizde duyduğumuz ses, çoğu zaman bize tanıdık gelebilir, bu içselleştirdiğimiz bir ses olabilir: Annemiz, babamız, eşimiz,     dostumuz, hatta hocamız veya otoriter bir figür. İç sesimiz kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz olabilir.  Zihnimizdeki olumlu ses bizi motive eder, destekler, özgüvenimizi artırır ama olumsuz sesler yani iç eleştirmenimiz öyle mi? Bedenimiz tepki verebilir, stres hormonu kortizolde artışlar olabilir. Tüm bu değişimler de çok ciddi sağlık sorunlarının tetikleyicisidir: Yetersizlik, değersizlik, stres, kaygı ve depresyon kaynağı. İç eleştirmenimiz içsel tehdit duygusunu artırabilir,potansiyelimize ulaşmamızı engelleyebilir. Psikologlar JayEarley ve Bonnie Weiss'e göre farklı niyet ve stratejisi olan 7 tür iç eleştirmen var:

Mükemmeliyetçi: Böyle bırakamazsın! Ya biri fark ederse? Tekrar yap...     

Görev Adamı: Daha fazlasını yapmalısın. Dinlenmeyi hak etmiyorsun.

Kontrolcü: O tatlıyı yiyemezsin, sonradan pişman olursun!        

Baltalayan: Sadece kendini utandırırsın, bildiğin şeye devam et.    

Suçlayıcı: Bunu nasıl yapabildin? Seni asla affetmeyecekler        

Yıkıcı: Yeterince iyi değilsin. Hiçbir zaman olmadın, asla olmayacaksın    

Kuralcı: Bunu yaparsan senin tuhaf olduğunu düşünecekler.

NE YAPACAĞIZ?

Psikiyatrist Dr. David Burns, iç eleştirmenin üstesinden gelmek için üç basit ama etkili adım öneriyor, adımların her birinin üç ayrı sütuna yazılmasını istiyor.

1. İç eleştirmenini yakala: Zihninde seni eleştiren bir düşünce belirdiğinde onu fark et. Ne söylüyor, hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
2. Analiz et ve çarpıtmaları bul: İç eleştirmenin söyledikleri doğru mu? Mantıksal hatalar içeriyor mu? Yoksa otomatik tepki mi?
3. Mantıklı bir yanıt ver: İç eleştirmenine karşılık ver.' Beceriksizsin' diyorsa başarılarını hatırlat. Onu susturmak yerine onu dönüştür, olumsuz cümleleri olumlu ama gerçekçi ifadelerle değiştir.

Siz zihninizdeki ses değilsiniz, ondan daha fazlasınız. Potansiyelinizi engelleyen, strese, kaygıya hatta depresyona sokan iç eleştirmeninizi dönüştürebilirsiniz, çünkü artık sesin nereden nasıl geldiğini biliyorsunuz.

Ben size inanıyorum, peki ya siz kendinize inanıyor musunuz?