Nedendir bilmem, bizim insanımızın büyük çoğunluğu okumaktan pek haz etmez. Bilgi denilen, karanlıkta el yordamıyla bulunan bir fenerin cılız ışığından görünen kadar öğrenilse yeterli sayılır. Bilahare şüpheye mahal vermemek ve gördüğünü doğrulatmak adına, çevrede “ bilen” diye tanınan bir kişiye danışılıp iç huzur sağlandıktan sonra ahkâm kesme düzeyine ulaşılmış olması ise işin bir başka yönü. Bugünkü girişi takiben, hal ve hareketlerinizden anladığım kadarı ile ”orada biraz dur, bu nasıl bir genelleme, neye dayanıyorsun da bu kadar rahat konuşuyorsun” der gibi bakıyorsunuz. Spor sayfasında olduğunuza göre, alanı biraz daraltıp futbol üzerinden konuşarak yürüyelim mi? Başlarını onay manasında öne doğru hafifçe sallayanlara teşekkür ile derhal basit bir soruyu arz ediyorum efendim. Futbol oyun kuralları kitabını-  tarihin herhangi bir anında da olur,kabulüm -  en az bir kez okumuş olanlar parmak kaldırsın. Yok yok, öyle televizyonda bilir bilmez tartışıldığı esnada konu ile ilgili bir maddeyi okumaktan söz etmiyorum. Her şeyi pek ala aradığınız internet sayfalarında bile aramadınız değil mi bugüne değin. Hal bu ki futbolu seviyor, keyif alıyor, aşığı olduğunuz takımınız uğruna nice yollar kat ediyor, ciğerleriniz parçalanırcasına bağırıp kim bilir başka ne fedakârlıklar yapıyorsunuz. Öyleyse şu kural kitabını niye okumuyorsunuz ki efendim? Hem size kurallar hakkında doktora tezi yazın falan da demiyorum. Sadece on yedi kuralı bir kez okusanız diyorum. Büyük çoğunluğunuz okumadı biliyorum. Onun yerine maçta yanınızda oturana sordunuz, çok çok bir büyüğünüze, ya da hasbelkader tanıdığınız bir eski hakeme. Yaşamda da öyle yaptığınız için pek garipsemedim. Kuralına göre oynamak nerede, biz nerede. Bu yüzden size kızamam ve sınıfın bir köşesinde tek ayak üzerinde durmanızı isteyemem. Benimkisi yüzmeyi öğrenmeden kendinizi akıntıya bırakmanızı önleme çabası işte.

TOPUN KONUMU

Çoğu maçta görüyorum, top rakip takımdan bir oyuncunun yaptığı ihlale rağmen, bir takım oyuncusundan aynı takımın diğer oyuncusuna ulaştığında ahali topun konumuna bakmadan hemen ayaklanıp , “avantaj var, niye kestin hoca” diyerek hakemi protesto ediyor. Madem öyle, şimdi gelin hep birlikte kurala bakalım ve şu çok bilmiş ahalimiz haklı mıymış değil miymiş görelim efendim. Oyun kuralları kitabında “hakemin görev ve yetkileri başlıklı kural 5’ in bünyesinde yer alan AVANTAJ tanımı altında:  “Hakem bir ihlal meydana geldiğinde, ihlali gerçekleştirmeyen takımın avantajdan yararlanabilmesi için oyunu devam ettirir ve beklenen avantajın o anda veya birkaç saniye içerisinde gerçekleşmemesi halinde ihlali cezalandırır” yazmaktadır. Bu durumda kural, ilk bakışta izleyicilerin tepkisini haklı çıkaran bir ifadeyle bezenmiş gibi durmakta. Oysa gerçek öyle mi dersiniz? “Kural dedin işte kural, daha ne” diyerek beni eleştirme hazırlıkları yapanlara peşinen söyleyeyim ki vaz geçin. Çünkü kural, ruhunda kastedilenden âri biçimde salt lafzına dayanılarak uygulandığında ortada ne hukuk kalır ne düzen. Dahası, kaş yapayım derken göz çıkarmanız da pek olası. Bilmeniz gerekiyor ki, bir maçın yönetiminde kuralın lafzı değil ruhu uygulanır.  Örneğin, top daha kendi ceza sahanız üzerindeyken rakip tarafından yapılan ihlale rağmen kendi oyuncularınızdan birinin ayağından çıkıp üç metre ötedeki diğerine gitse hemen avantaj mı uygulamalı? Peki kuralı nasıl anlamamız gerekiyor ya da bir başka deyişle bu kuralın ruhunda söylenmek istenen nedir? International Board bu konuda oldukça hassas ve ülkelere gönderdiği eğitim paketlerinde yahut düzenlenen seminerlerde avantaj hakkında önemli bir hususa dikkat çekiyor. O da bir yandan oyunu çirkinleştirmek isteyen ve bu yolda ihlalden hiç çekinmeyen tarafın çabasına set çekilmesi, diğer taraftan da oyunun keyifli ve güzel oynanmasını sağlama konusunda hakemin yorum alanının mümkün olduğunca genişletilmesi. Haklı da elbet. Başka türlü olsa avantaj, tıpkı faul veya serbest vuruş gibi başlı başına bir madde olarak yazılırdı kural kitabına. Avantajın, aslında hakemi tanımlayan beşinci kuralın bünyesinde bulunması, buraya kadar arz etmeye çalıştığım “hakemin yorumu” ile örtüşmesinden kaynaklı. Düşünün ki rakip sahanın kaleye yakın bir yerinde topla buluşarak gole yönelen oyuncunuza faul yapılıyor veya top rakip tarafından elle kesiliyor. Başka deyişle ihlal tam tanımı ile gerçekleşmiş. Buna rağmen oyunun akışı içinde topla oynamaya devam etmeyi başarabilen oyuncunuzun ya da o başaramamışsa takım arkadaşının oyunu hızla sürdürerek golü atması yahut golün pasını vermesi ile golün oluşması söz konusu ise kuralın lafzının bunu önlemesi mümkün mü? Avantajın en güzel sonucu, bir ihlalin arkasına gizlenerek hak hukuk ne varsa çiğnemeyi düstur edinmiş olanlara verilmiş güzel bir mesaj olması değil mi? Bu sayede,yaşamın güzelliklerini yok etmeye çalışanlar, oyun kurallarını ihlal ile ödüllendirilmek yerineeylemlerinin bir şey kazandıramayacağını biraz pahalıya da olsa öğrenmiş olmuyorlar mı sizce? Biliyorum, şimdi yine “sen de iyice filozof kesildin kafamıza,iç içe soktuğun futbol ve yaşam üzerinden aklınca hepimizi hizaya mı sokmak istiyorsun? “  sorusunu önüme koyacaklara peşin peşin bir yanıtım olacak. Ne haddime efendim sizi hizaya sokmak, ne haddime. Şurada olsun olsun, lafzına bilerek veya bilmeyerek esir olunan kuralların ardına ip gibi dizilip bu sayede kendilerinin asla görünmeyeceğini düşünenleredir sözlerim. Siz üzerinize alınmayınız ama yine de her platformda iyiyi ve doğruyu arayan insanların önünde türlü ihlaller ile durmayı maharet zannedenlerdenseniz, eh o zaman iyiyi korumak adına bana düşende elbette iki kolumu omuz hizamla başım arasında ileriye doğru uzatıp, avazım çıktığı kadar bağırmaktan ibarettir efendim.

Oyna, avantaj oyna..