Ben Kemeraltı’nı sadece bilen değil, yaşayan biriyim. Daha dört, beş yaşlarındayken, o zamanlar han şeklindeki eski Salepçioğlu Çarşısı’nda rahmetli babamın ve yine rahmetli ağabeyimin dükkânında bir “maskot” gibi çarşıya gelen bir çocuktum. Esnafın sevip sarmaladığı, zaman zaman arka taraftaki Salepçioğlu Camii’nin altındaki kreşe bırakılan bir çocuk… Kemeraltı ile geçmişim, 50 yılı aşkın bir hikâyeye dayanıyor. Bu yüzden bugünkü haline baktığımda içim sızlıyor. Çünkü bu çarşı İzmir için sadece bir ticaret alanı değil, bir hazine. Ama ne yazık ki bu hazineyi ne değerlendirebiliyoruz, ne tanıtabiliyoruz, ne de koruyabiliyoruz. Düşünün… Kemeraltı’nda onlarca sinagog, cami, kilise bir arada. Kızlarağası Hanı gibi mimari inciler, dünyanın en büyük agoralarından biri olan Smyrna Agorası bu çarşının parçası. Ancak biz bu muazzam tarihi dokuyu ne dünyaya tanıtabiliyoruz ne de kendi insanımıza sevdirebiliyoruz. Bir zamanlar Nazilli’den, Ödemiş’ten, Kınık’tan kadınların, ailelerin akın akın alışverişe geldiği bu yer; bugün esnaf için ne yazık ki bir ekonomik cehennem haline geldi.
ESNAF KAZANAMIYOR
Ama kiralar her ay artıyor. Hiçbir ekonomik mantığa uymayan, kazancı yansıtmayan, sadece bir kişi o kirayı verdi diye “emsal” kabul edilen fahiş kira bedelleri, birçok esnafın dükkânını kapatmasına yol açıyor. Daha da kötüsü, bu adaletsizliği durdurması gereken kurumların başında gelen devletin parçası Vakıflar Genel Müdürlüğü, kendi dükkânlarında da aynı ölçüsüz artışları yaparak esnafın üzerine bir darbe de devlet eliyle indiriyor. Bir zamanlar dededen toruna geçen dükkânlar artık el değiştiriyor, kimse işini sürdüremiyor. Fahiş fiyata kiraya verilmeye çalışılan ama aylardır kiraları tahsil edilemeyen yerler, İzmir'in kalbindeki çarşının nasıl bir çöküş içinde olduğunu açıkça gösteriyor. Bugün Kemeraltı; sadece bir alışveriş noktası değil, özellikle kadınlar için bir sosyal rehabilitasyon alanıydı. İnsanlar dertlerini unutur, çarşıda dostlarını bulur, çayını içer, vitrinlere bakar, geçmişle bağ kurardı. Şimdi ise sadece hayatta kalmaya çalışan birkaç cesur esnaf kaldı. Hiç unutmam, 2005 yılı Kemeraltı’nın gerçek esnaflarından oluşan bir kadro ile tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği’ni kurmuş idik,öyle bir farkındalık yarattık ki, başta Ahmet Necdet Sezer olmak üzere dönemin 2 ayrı Cumhurbaşkanı kurduğumuz derneği ziyarete geldi. Bizler de iade-i ziyarete davet edildik ve Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde ağırlandık. Kemeraltı, hâlâ potansiyelini koruyor. Hâlâ dünyanın en güzel açık hava çarşılarından biri. Ama bu çarşıyı kurtarmak için artık gerçek adımlar atılması gerekiyor. Devlet elini uzatmalı. Belediyeler sahip çıkmalı. Tarihi ve ekonomik mirasımız olan bu çarşıyı ayakta tutmak için ortak akıl devreye girmeli. Yoksa bir zamanlar cennet olan bu çarşı, sessizce yok olacak. Geriye sadece anılar kalacak. Peki neler yapmalı?
İZMİR’İN KALBİ YENİDEN ATMALI
İzmir’in tarihi ve kültürel belleğinin merkezi olan Kemeraltı, yalnızca bir çarşı değil; aynı zamanda kentin ruhunu taşıyan, yaşayan bir açık hava müzesidir. Yüzyıllardır İzmir’in kalbi konumundaki bu alan, doğru yaklaşımlar ve kararlı adımlarla hem turizmde hem de kent ekonomisinde büyük bir dönüşümün anahtarı olabilir. Geçmiş belediye yönetimi döneminde Kemeraltı'nın altyapı ve yenileme süreci büyük umutlarla başlamış, ciddi yatırımlar yapılmıştı. Ancak son dönemde bu çalışmaların yavaşlaması, hatta durması hem esnafı hem de Kemeraltı’nın geleceğine inanan İzmirlileri endişeye sürükledi.
Turizm: Kemeraltı, UNESCO Dünya Mirası listesine aday olacak nitelikte zenginliğe sahip. Tarihi hanlar, camiler, sinagoglar, dükkanlar ve sokak dokusuyla gerçek bir çekim merkezi olabilir.
ESNAF VE YEREL EKONOMİ:
Onlarca yıldır Kemeraltı’nda yaşam bulan küçük esnaf, bu bölgenin canlı kalmasının temel taşıdır. Altyapı ve estetik düzenlemelerle birlikte esnafın desteklenmesi, ekonomik canlanma getirecektir.
KÜLTÜREL KİMLİK:
İzmir’in çok kültürlü yapısının somutlaştığı ender bölgelerden biri olan Kemeraltı, bu özelliğiyle hem akademik hem kültürel projelerin merkezi haline gelebilir.
NE YAPILMALI?
1. Yarım kalan projeler tamamlanmalı
Mevcut altyapı çalışmaları hızla tamamlanmalı. Elektrik, su, kanalizasyon ve zemin düzenlemesi eksiksiz bitirilmeli.
2. Korumacı ve Katılımcı Bir Planlama:
Tarihi yapılar zarar görmeden, halkın ve esnafın görüşü alınarak restorasyon projeleri yürütülmeli.
3.Ulaşım ve Güvenlik:
Yayalaştırma ve otopark sorunları çözülmeli, aynı zamanda gece saatlerinde güvenliği artıracak adımlar atılmalı.
4. Tanıtım ve Organizasyon:
Kültür-sanat etkinlikleri, festivaller, rehberli turlar gibi faaliyetlerle Kemeraltı’nın yerli ve yabancı turistlere tanıtımı yapılmalı.
5. Yatırım ve Girişimcilik:
Kemeraltı için özel teşvik programları ve düşük faizli kredilerle girişimcilerin bölgeye yatırım yapması sağlanmalı.
SONUÇ
Kemeraltı sadece geçmişin değil, aynı zamanda geleceğin de mirasıdır. Bu değeri korumak ve yaşatmak İzmir’e büyük bir sorumluluk yükler. Belediye, sivil toplum kuruluşları, esnaf ve halk iş birliğiyle Kemeraltı yeniden ışıldayabilir. Çünkü İzmir’in kalbi Kemeraltı’dır. O kalp yeniden atmalı. Ve inanın, Kemeraltı sadece esnafın değil, İzmir’in vicdanıdır.
Not: Bu arada Kemeraltı’nın içinde olduğu mahalle olan konak ın aynı zamanda muhtarı olan Kemeraltı dernek yönetim kurulu üyesi sevgili Tamer Yıldırım a son yıllarda Kemeraltı için verdiği canhıraş destek, öneri, çalışmalar için çok teşekkür ediyorum.