Yazı başlığını okur okumaz telaşlanmayınız lütfen. Esasen bugün “ sarı- kırmızı” diye başlık atmayı düşünmüştüm ama şimdi tutar da bu renkleri formasında kullanan takımları çağrıştırır ve hemen anlam çıkarılır diye vaz geçtim. Ne olur ne olmaz. Milletçe havadan nem kapan bir yapımız olduğundan, disiplinin renkler üzerinden tarifi durduk yerde başıma iş açar, neme lazım. Yine de bu renklerden kaçış yok elbet. Oyuncuya ihtar vermek için turuncu, ihraç için eflatun kart gösteremeyeceğimiz için dönüp dolaşıp bu iki rengin kollarına teslim edeceğiz yazımızı. Disiplin zor bir kelime, okur okumaz ürperiyor insan. Dıştan bakıldığında kişiyi muayyen bir çalışma düzenine ait kılmayı hedefleyen, bunu suiistimal ederse de yaptırım uygulamayı içeren iyi niyetli görüntü verse de, zihninin ardında yatan gerçek düşüncenin nefes dahi alınamaz hale gelmiş bir düzende bireyi her yönden baskılamaya ilişkin olduğu hepimizin malumu. Bunun sebebi sadece düzeni koruyan kurallar olabilir mi? Hangi türden olursa olsun, bir oyunun sınırlarını çizme hakkına sahip kuralların mutlak egemen olarak addedildiği yerde, insanın özgürlüğü nerede başlayıp nerede bitecek bilemeyiz.

Hele futbol denen çılgınlıklar deryası özelinde hangi yöne baksanız oynamaktan çok kazanma hırsı ve zaferi elde etmek için kuralların ne şekilde olursa olsun ihlal edilmeye çalışılması varken işimiz daha da zor. Dikkatli bakarsanız, oyuncunun kendince haklı saydığı gerekçelerle delmeye çalıştığı kuralların dahi bir yerden sonra isyan ederek maçı yönetene başvuru ile adaletin derhal yerine getirilmesini istediklerini görürsünüz. Yoksa bilinen gerçektir ki hesabı doğrudan oyuncu görür . Bu noktada çok klişebir ifade olduğu için elimden geldiğince “geciken adalet adalet değildir” cümlesini kullanmaktan imtina etmeye çalışıyorsam da şu asi satırlar var ya işte onlar bana bile başkaldırarak ille de yaz diyorlar “adalet bir gün herkese lazım olabilir”sözünü. Nerede kalmıştık? Tamam, futbolda sarı kırmızı renklerin anlamlarından bahsediyorduk.

ZİYA PAŞA MUHTEREM

Ziya Paşa muhterem, onyedi bentten oluşan Terkîb-i Bent eserinin dokuzuncu bendinde yer alan beyitlerden birinde: “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr,tekdîr ile yola gelmeyenin hakkı kötektir”der. Şimdi yanlış anlamaya mahal vermemek için acilen durup, muhabbetimize “tekdîr“ üzerinden devam edeyim yoksa içinizden birileri kalkar sağda solda “bizim yazar antidemokrat, ihlale karşı ihraç yerine kötek öneriyor” demeye başlar, bendeniz de durduk yerde zan altında kalırım. Ben “nush” yani nasihatı futbolda hakemin oyun kurallarını sürekli ihlal içindeki oyuncuya yönelik pro-aktif tavırla yaptığı ikaz yerine koyuyorum efendim. Futbol oyun alanına ayak bastığı andan bitiş düdüğünü takiben oyun alanını terk edene dek disiplin cezası verme yetkisini haiz bir hakem, oyunun başlangıcından itibaren futbol oynamak yerine oyunu bozma düşüncesinde olan oyuncuyu, oyun kuralları kapsamında hareket etmesi için uyarır. Bu çabası fayda vermez, iş oyunun oynanmasını engellemeye yönelik hale gelirse faile sarı kart gösterilmesi yoluyla “ihtar disiplin cezası” uygulanması kaçınılmazdır. İhtarın yegâne içeriği sürekli ihlal değil elbet. Oyun kuralları 12. Maddesi’ndeki faul ve fena hareketler başlığı altında “kontrolsüz oyunun ihtarla cezalandırılması”başlıbaşına ve oyunun bütünü için önemli bir yer tutmakta. Ayrıca topla kasıtlı elle oynama, 9.15 mesafeyi ihlal, oyun alanını izinsiz terk veya izin almadan sahaya girme, hakeme veya hakem kararlarına sözle veya hareketle itiraz, centilmenliğe aykırılık ve oyunun tekrar başlamasnı geciktirmek de ihtarın konusunu oluşturan diğer eylemlerden. İhraç ise şu bizim tehlikeli kötek sözcüğü yerine geçen daha sağlıklı ve ciddi bir yaptırım ki neticede bir takımın maçın kalan kısmında bir eksik oyuncuyla oynaması ve hatta verilecek rapora göre aynı oyuncunun haftalarca oynamaması sonucunu doğuruyor. İhracın bünyesindebir oyuncunun ciddi faullü oyundan veya şiddetli hareketten suçlu olması, rakibe yahut bir başkasına tükürmesi, bilerek elle oynama yolu ile rakibin bariz bir gol atma şansını önlemesi, kaleye ilerleyen rakibin bariz gol atma şansını serbest vuruş yahut penaltı gerektiren bir ihlal ile önlemesi, saldırgan hakaret edici ya da küfürlü bir şekilde konuşması yahut baş veya kol hareketleri yapması, aynı maçta ikinci ihtarı alması halleri bulunmakta. Bu durumda ihlali yapan oyuncuya, oyun alanının çıkışını daha kolay bulabilmesi için bedavadan yol gösteren kırmızı renkli birkartın eşlik edeceğini ifade edebiliriz efendim. Buraya dek maç bittikten sonra bile günlerce tartışılan sarı ve kırmızı kartların gerekçelerini özet geçtim ama futbolu gerçekten seviyor ve doğru gözle izlemek istiyorsanız, 230 sayfalık 2024/2025 oyun kuralları kitapçığını internetteki www. tff. org sitesinden indirerek okumanızı önereceğim. Aman 230 sayfa dedimse gözünüz korkmasın, tamamı kural değil elbet. Orada İFAB kararlarını barındıran, kuralların iyice anlaşılması için görsel ve sözel açıklayıcı örneklerle yapılmış o kadar güzel ve öğretici detaylandırma var ki“ bilinçli bir futbol izleyicisine bu yakışır” diyerek sözümü noktalıyorum. Biliyorum şimdi çoğunuz, bunca iş güç arasında bir de kural mı okuyalım diyecek ama benimkisi yürek besleyen umut kırıntısı işte. Peki ,lütfen rahatınızı bozmayın efendim. Zaten kuralın ruhuna aykırı yaşayıp, bir de matahmış gibi “ ben kuralı da kararı da tanımıyorum “ diye övünmek suretiyle insanları her nasılsa peşine takmış zihniyetlerin dünyasında maça bilinçli gitseniz ne, gitmeseniz ne.