-İzmir çöp kente dönüştü.
-İzmir in çöp çilesi.
-İzmir de çöp sorunu büyüyor..
İşte son günlerde atılan gazete manşetlerinden bazıları... İzmir’in en temel sorunlarından biri artık trafik, ulaşım ya da su değil… Kentin üzerine çöken koku hijyen ( sağlık)ve görüntü kirliliğiyle birlikte çöp sorunu her geçen gün dağ gibi büyüyor. Harmandalı Çöp Depolama Alanı yıllarca “geçici çözüm” olarak kullanıldı. Ancak hem kapasitesinin dolması hem de çevresel riskler nedeniyle kapanma sürecine girdi. İşte tam da bu noktada, yeni ve modern bertaraf tesisler için atılması gereken adımlarda bu işi en iyi bilen, bu konuda büyük mesafe kat etmiş üst düzey bürokratlar da görevden alınınca bu sorun siyaset ve bürokrasi labirentinde pik yaptı.
Modern Tesisler “Korku”yla Reddedildi..
Avrupa’nın pek çok ülkesinde çöp, sadece atık değil; enerji ve gelir kaynağı olarak görülüyor. Almanya, İsveç, Hollanda gibi birçok ülkede modern geri dönüşüm ve yakma tesisleri hiçbir atık bırakmadan, çevreye zarar vermeden hem elektrik üretiyor hem de belediyelere gelir sağlıyor. Bu ülkelerde bu tesisler, şehirlerin tam ortasında bile çalışıyor. Ne duman, ne koku, ne çöp yığını. Sadece teknoloji ve verimlilik. Bizde ise tablo tam tersi… İlçelere kurulması planlanan modern bertaraf tesisleri, halkın tepkisiyle karşılaşıyor.
KİRLİLİK KORKUSU
“Kirlilik” korkusu ve yanlış bilgilendirme yüzünden projeler başlamadan iptal ediliyor. Oysa günümüz teknolojisiyle bu tesisler ne kötü koku, ne kötü görüntü, ne de doğaya zarar bırakıyor. Bilgi eksikliği krizi büyütüyor. Asıl mesele, doğru bilinçlendirme eksikliği. Halk, bu tesislerin ne olduğunu, nasıl çalıştığını, Avrupa’da neden şehrin göbeğinde kurulduğunu bilmeden karar veriyor. İşte bu yüzden konunun uzmanları, akademisyenler, mühendisler ve çevre bilimciler sahaya inerek halka gerçek bilgiyi anlatmalı. Menderes de ihalesi yapılmış ÇED süreci devam eden proje halka doğru anlatılamadığı için ve bu baskı ile Tarım Bakanlığı olumsuz görüş verdiği için durdu. Yamanlarda alternatif yer, çok fazla kamulaştırma olduğundan ve DSİ altı adet kuyu açma şartı olduğundan bir arpa boyu ilerleyemiyor. Bir kere bu tesislerin harmandalı da olduğu gibi bir depolama değil bir tesis, bir modern fabrika olduğu doğru yöntemler ile anlatılmalı. Paneller, halka açık tesis gezileri, interaktif tanıtımlar yapılmalı. Korkular, hurafeler ve kulaktan dolma bilgiler yerine, bilimsel veriler ve örnekler konuşmalı.
KOORDİNASYON EKSİKLİĞİ
Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinin uyum içinde çalışamaması, çöp krizini daha da ağırlaştırıyor. İlçe belediyelerinin şantiye yerleşkeleri çöp yığınları ile doldu çalışanların iş performansı düştü. Atık yönetimi parça parça, günü kurtarma anlayışıyla yürütülüyor. Bir yanda kapasitesi dolmuş depolama alanları, diğer yanda çöp dağlarının gölgesinde yaşayan mahalleler. Sonuç; İzmir’in imajına zarar veren, halk sağlığını tehdit eden bir tablo.
ÇÖZÜM NE?
Bilimsel Bilgilendirme Kampanyaları:
Halkın modern bertaraf tesisleri hakkında doğru bilgiye ulaşması sağlanmalı; Avrupa örnekleri somut verilerle anlatılmalı. Bölgesel atık yönetimi uygulanmalı. Her ilçe kendi başına değil, bölgesel merkezler etrafında iş birliği içinde çalışmalı. Çöpten elektrik üreten, atığı sıfırlayan modern tesisler kurulmalı.
Teşvik ve Yaptırım Dengesi;
Tesislere ev sahipliği yapacak ilçelere ekonomik teşvik verilmeli; Alternatif çözüm sunmadan projeyi engelleyenlere karşı hukuki yaptırımlar uygulanmalı. İzmir, çağdaş ve çevreci bir kent olmak istiyorsa çöp sorununu görmezden gelmeyi bırakmalı. Doğru bilgiyle donatılmış bir kamuoyu, belediyeler arası koordinasyon ve cesur adımlar bu kentin çöp dağlarını enerjiye dönüştürebilir. Hemen şimdi bir çöp master planı devreye girip çöp sorunu çözülmediğinde bugün Harmandalı, yarın sadece başka bir mahalle “çöp dağlarının” altında kalması yetmeyecek, üzülerek söylemeliyim ki; Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay başta olmak üzere tüm ilçe belediye başkanlarının da siyaseten bu çöplerin altında kalma riski vardır.