Okullar açıldı, İzmir trafiği yine bildiğimiz manzarasına kavuştu. 'Kavuştu' dediğime bakmayın; bu, özlenen değil, her yıl biraz daha ağırlaşarak geri dönen bir şehir çilesi. Geri döndü sözüne de sinirlenenler olabilir. Zira uzunca bir süredir trafik sorunu şehrin en önemli gündemlerinden birine dönüştü. Yeni Girne’den Bornova’ya gitmem tam bir buçuk saat sürdü. Yanlış okumadınız. Aynı şehrin iki noktası arasında, yaklaşık bir buçuk saat. İnsan bu sürede İzmir’den Manisa’ya gider, uygun şartlarda daha da ötesine ulaşabiliyor. Saat 08.00'de evden çıkmanın manası yok. 07.00'de evden çıkamıyorsanız bir sonraki yola çıkış saatinin en erken 10.00 olması gerekiyor. Yoksa trafikte geçireceğiniz süre değişmiyor ve kâbus devam ediyor. Trafik ağır ilerlerken insanın düşünmeye bol bol vakti oluyor. Önünüzde uzayıp giden kırmızı fren lambalarına bakıyor ve 'Bu şehir nasıl bu hale geldi?' diye soruyorsunuz.

İzmir'de yaşadığımız sorun yalnızca okulların açılmasından kaynaklanmıyor. Okul servisleri ve çocuklarını özel araçlarıyla bırakan veliler, zaten dolmuş bardağı taşıran son damla oldu. İzmir’in ulaşım meselesi yıllardır birikiyor. Nüfus artıyor, araç sayısı çoğalıyor, yeni yerleşim bölgeleri genişliyor; ancak ulaşım altyapısı aynı hızla gelişmiyor. Bir yanda yıllardır konuşulan İkinci Çevre Yolu var. Her trafik sıkışıklığında yeniden hatırlanıyor, birkaç açıklama yapılıyor, sonra konu bir sonraki yoğunluk dönemine kadar rafa kalkıyor. Mevcut çevre yolu artık kent içi ulaşımın yükünü tek başına taşıyamıyor. Şehirler arası trafiğin, ağır vasıtaların ve günlük kent trafiğinin aynı güzergâhlarda buluşması, en küçük aksaklığı bile kilometrelerce kuyruğa dönüştürüyor.

İZBAN NE HALDE?

Diğer yanda İzmir’in en önemli ulaşım omurgalarından biri olması gereken İZBAN bulunuyor. Kağıt üzerinde uzun bir hat, çok sayıda istasyon ve önemli bir yolcu kapasitesi var. Fakat sefer aralıkları, aktarma zorunlulukları, gecikmeler ve yoğun saatlerde yaşanan yığılmalar nedeniyle birçok İzmirli otomobilinden vazgeçemiyor. Toplu taşıma, özel araca gerçek bir alternatif haline gelemediği sürece 'Vatandaş neden otomobil kullanıyor?' diye sormanın da fazla anlamı yok. İZBAN'da dolum makinelerinin 200 TL almadığını biliyor muydunuz? Kredi kartı ile ödeme de alınmıyor. Yıllardır bu sorun hakkında bir ilerleme olmadı. Üstelik sorun sadece büyük projelerin gecikmesi değil. Günlük hayatımızı zorlaştıran küçük ama sürekli problemler de var. Yolların çukurları, bozulmuş asfaltlar, silinmiş şeritler, yanlış yere park edilen araçlar, kavşak düzenlemelerindeki eksiklikler… Bir çukurdan kaçarken diğerine düşmemeye çalışıyoruz. Bozuk yol yalnızca sürüş konforunu azaltmıyor; trafiğin akışını yavaşlatıyor, araçlara zarar veriyor ve kaza riskini artırıyor. Bir de biz sürücüler varız elbette. Emniyet şeridinden ilerleyenler, son anda kaynak yapanlar, iki araçlık boşluğu fırsat bilip şerit değiştirenler, kavşak ortasında kalacağını bildiği halde yeşil ışıkta ileri atılanlar… Beş dakika kazanacağını düşünen bir sürücü, arkasındaki yüzlerce insanın yarım saatini çalabiliyor. Trafik kültürü olmayınca en iyi yolun bile kısa sürede kilitlenmesi kaçınılmaz hale geliyor.

KUZEY SORUNU

Bütün bunların üzerine Anadolu Caddesi ve Altınyol’daki çalışmalar da eklenince, kentin kuzey aksı adeta nefes alamaz oldu. Elbette yollar yenilenecek, altyapı çalışmaları yapılacak. Kimse 'çalışmayın' demiyor. Fakat zamanlama, koordinasyon ve kamuoyunu bilgilendirme de en az çalışmanın kendisi kadar önemlidir. Okulların açıldığı, servislerin yollara çıktığı ve mesai trafiğinin zirveye ulaştığı günlerde ana arterlerin kapasitesini düşüren çalışmalar yapılıyorsa bunun sonuçları önceden hesaplanmalıdır. Kentin ihtiyacı; merkezi yönetimle yerel yönetimin sorumluluk tartışmasını bir kenara bıraktığı, toplu taşımayı merkeze alan, İZBAN’ı daha verimli hale getiren, raylı sistemleri genişleten ve yeni çevre yollarını gecikmeden hayata geçiren bütüncül bir ulaşım planıdır. Çalışmalar takvime bağlanmalı, kurumlar birbirleriyle koordineli hareket etmeli ve vatandaş hangi projenin ne zaman tamamlanacağını açıkça bilmelidir. Yollar tıkanıyor olabilir. Asıl tehlike, çözüm iradesinin de tıkanması.