Gazi İstiklal Harbi’nin ardından memleketi geziyordu. Kastamonu’da kışlaları denetlerken koğuşun duvarındaki o kocaman bir yazı dikkatini çekti.
“Bir Türk On Düşmana Bedeldir” yazıyordu.
Yüzü değişti.. Suratı asıldı. Sonra sert bir tonla komutana çıkıştı.
-Hayır.. Hayır.. dedi
“Bir Türk Cihana Bedeldir”
İşte biz o sözle büyüdük.
Okul duvarlarında, anıtlarda, kitapların arkasında her yerde Ata’nın o veciz sözü vardı.
Bir Türk Dünya’ya bedel.
Ne büyük laf. Yıllar süren o çetin savaşların tarumar ettiği, kendine güvenini yitirmiş, bitap bir imparatorluk halkından onurlu bir millet yaratmanın parolası. Irki bir söylem değil. Milletin her bireyine verilen değerin en yalın, en basit ifadesi. 
Bir Türk Dünya’ya bedel.
Kim bilir kaç nesil bu sözlerle büyüdü. Marşlar, geçit törenleri.. Dalgalanan bayraklar. Kabaran yürekler, dolan gözler. İstiklal marşımız televizyonda bile olsa salonun ortasında saygı duruşuna geçen milyonlar. Sonra devir değişti. O sözler, o bayramlarla birlikte unutuldu gitti. Ver 400 bin doları, al pasaportu. Madem bu toprakların binlerce yıllık sahipleriyle artık aynı haklara sahipsin ver 500 doları daha.. Tut evi.. Aç dükkanı.
İranlısı, Afganı, Rus’u, Suriyelisi. Her milletten milyonlarca insan. İçlerinde masumları kadar mafya babaları da var, kanun kaçakları da. Kimin kim olduğu tam belli değil ama en çok içimi Trabzon’da yaşanan olay acıttı. Bir Suriyeli restoran açmış, Kuveytli yemek yemiş. Hesap yüzünden çıkan kavgaya polis müdahale etmiş. Vatandaşın biri Kuveytli’nin polise mukavemet ettiğini düşünüp, ( Valilik öyle diyor ) Aklınca durumdan vazife çıkarmış, yumruk atmış. Şiddetin hiçbir türünü asla tasvip etmeyiz. Yanlış yapmış. Ama polis telsizinden her gün yüzlercesi geçen sıradan bir sokak kavgası. Peki ya yankısı. Sanırsın Ortadoğu’da savaş çıkmış. Valilik hemen yazılı açıklama yaptı. Emniyet Müdürü elinde çiçekle hastanedeki Kuveytli’ye koştu. Geçmiş olsun diledi. Savcılık anında soruşturma başlattı. Aklınca Türk polisini savunan genç, jet hızı ile tutuklandı. Hem de 3 kişiyi silahla yaralayan 30’un üstünde suç kaydı olan kişilerin bile adli kontrol şartıyla serbest kaldığı ülkede. Şaşılacak iş ama öyle oldu. Bitmedi. Kuveytli sözde bir yazar bu olay üzerinden Türkiye’ye yüklendi. Atatürk’e hakaretler yağdırdı. Ay yıldızlı pasaportumuzu gösterip, dünyanın en ucuz şeylerinden biri dedi. Ülkemizi, milletimizi aşağıladı. Şimdi o sözde yazarın (adı belli) vatandaşlığını var mı?  Varsa iptal ettik mi? Türkiye’deki mal varlığı ne durumda. Dondurduk mu? Giriş çıkış yasağı koyduk mu? Bilen var mı? Yok. Eee.. Şairin dediği gibi galiba artık. Öz yurdunda garipsin öz yurdunda parya!