Anne olmak biraz da sürekli düşünmek demek galiba… “Üşüdü mü?”, “Yemeğini yedi mi?”, “Okulda bir sıkıntısı var mı?”, “Arkadaşlarıyla arası nasıl?”, “Dersleri iyi mi?”, “Gece rahat uyudu mu?” derken günün nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. Çocuğumuzun başına bir şey gelmesin diye elimizden geleni yapıyoruz. Hastalandığında başında bekliyor, sınavı olduğunda onunla birlikte heyecanlanıyor, üzülünce biz de üzülüyoruz. Bazen onun yaşadığı bir sıkıntıyı günlerce kendi içimizde büyütüyoruz. İşte tam burada biraz durup kendimize de bakmamız gerekiyor. Çünkü çocuklarımız için kaygılanırken farkında olmadan kendi hayatımızı ikinci plana atabiliyoruz.
Gün içinde doğru dürüst yemek yemeden koşturuyor, uykumuzu erteliyor, kendimize ayıracağımız yarım saati bile “sonra yaparım” diyerek geçiştiriyoruz. Sonra bir bakıyoruz; çocuğun ödevini, beslenmesini, kıyafetini, okulunu, arkadaşlarını düşünüyoruz ama kendimizin neye ihtiyacı olduğunu bilmiyoruz. Oysa çocukların sağlıklı ve huzurlu bir anneye de ihtiyacı var. Her düştüğünde onu kaldırmak zorunda değiliz. Her sorununu bizim çözmemiz gerekmiyor. Bazen yanında olmak, onu dinlemek ve kendi çözümünü bulmasına izin vermek de anneliğin bir parçası. Çünkü çocuğumuzu hayattaki her zorluktan koruyamayız. Ama zorluklarla baş edebilecek kadar güçlü olmasını sağlayabiliriz. Bunun için önce biraz kendimize iyi bakmamız gerekiyor. Bir kahveyi sıcak içebilmek, yarım saat yürüyüş yapmak, arkadaşımızla sohbet etmek, kuaföre gitmek, kitap okumak ya da sadece evde sessizce oturmak… Bunların hiçbiri bencillik değil. Anne kendine zaman ayırınca çocuğundan uzaklaşmış olmaz.
Tam tersine, biraz nefes alan anne çocuğuna da daha sabırlı, daha sakin ve daha güçlü yaklaşabilir. Bir de şu var: Çocuklar bizim kaygılarımızı sandığımızdan çok daha fazla hissediyor. Biz sürekli “Aman düşersin”, “Aman hasta olursun”, “Ya başına bir şey gelirse?” diye yaşarsak, dünya onların gözünde olduğundan daha tehlikeli bir yer haline gelebilir. Elbette dikkat edeceğiz. Elbette koruyacağız. Ama korkutarak değil, güçlendirerek. Çocuğumuza “Ben yanındayım, bir sorun olduğunda birlikte çözebiliriz” diyebilmek, “Sana hiçbir şey olmaz” demekten çok daha gerçekçi ve güven verici. Belki de annelik biraz da bunu öğrenmek… Her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabul etmek. Çocuğumuzun hayatında her an yanında olamayacağımızı bilmek. Onun kendi ayakları üzerinde durmasına izin verirken, gerektiğinde arkasında olduğumuzu hissettirmek. Ve bütün bunları yaparken kendimizi unutmamak. Çünkü biz de bu hayatın içindeyiz. Bizim de yorulmaya, dinlenmeye, gülmeye, gezmeye, bazen hiçbir şey yapmamaya hakkımız var. Çocuğumuz için kaygılanalım elbette. Ama kaygının içinde kendimizi kaybetmeyelim. Çünkü çocuklarımızın ihtiyacı kusursuz bir anne değil. Kendine de iyi bakabilen, gerektiğinde nefes alabilen ve hayatın bütün yükünü tek başına taşımak zorunda olmadığını bilen bir anne.