Bir toplumun geleceği kimin elindedir diye sorsalar yanıt şüphesiz ki “gençliğin” olacaktır. Gençlik gelecek demektir çünkü. Ne kadar yorgun ve ne denli ıstırap yüklü olsa da ihtimal tarihin sayfalarına doğru geri döndürülemez biçimde yola çıktığından olmalı,“dün” dediğimiz, geleceğe dokunamaz. Ders alınacak yanları yok değildir lakin hafıza -ı beşer nisyan ile malul demişler. Hele iki üç kuşak geçmeye görsün. Kâh göz boyayan kâh beyin yıkayan düşüncelerle kol kola girmiş tehlikeler, geçmişin korku yüklü karanlık anlarının geleceğe hükmetme ihtimalini koyuverirler önümüze. “Tarih tekerrürden ibarettir, ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi” anlatımındaki derinlik bu yüzden önemli ve aynı sebeple dimağı temiz bir gençliğe hava ve su kadar ihtiyacımız var. Bu anlamda yollarına futbolumuzun geçmişiyle geleceği arasında duran köprünün tam ortasından başlayan berrak dimağların, geçmişi iyi okuyanlar tarafından anlatılacakları can kulağıyla dinleyip özümsemeleri şart. Futbolumuzun en üst düzeydeki temsilcisi ve daima gurur kaynağımız A Milli Takımın nüvesini oluşturan genç milli takım da bu düşünceden hareketle yol alan ve her adımda giderek gelişen bir yapıya sahip. Zaman tüneline girip geriye doğru şöyle elli altmış yıl yol aldığınızda karşılaşacaklarınızın yanında günümüzün genç milli takımları çok ama çok başka bir yerde duruyorlar. Dil sürçmesi zannetmeyin, “genç milli takımları” dedim çünkü geçmişte sadece bir, evet yanlış okumadınız sadece bir genç milli takımımız vardı efendim. O takımın yapacağı maç sayısı da toplasanız bir elin parmaklarını geçmez, oyuncular topu topu üç beş kez giyebildikleri milli formalarını odalarının en güzel köşesine asarak gururlanırlardı. Şimdi öyle mi ya. Genç Milli Takım’ın maçı ne oldu sorusuna şu soruyla cevap veriliyor artık.
HANGİSİNİN
Hangisinin? Şaşırdınız değil mi. Şaşırmayın efendim çünkü artık her yaş grubunun koca yürekli sporculardan oluşan aslanlar gibi milli takımı var. Uluslararası terminolojide İngilizcedeki “under” (altında) sözcüğünün baş harfi olan “U” ile belirlenen yaş grupları takımlarımız14 yaş ile 21 yaş arasında tam8 takım ve bunların her biri uluslararası arenada sürekli boy gösteriyorlar. Düşünsenize U-14 dediğiniz takımdaki genç henüz 13 yaşında ve sırtında milli forma var. Bu gencin belli bir istikrarla oynaması halinde U-21 takımına dek geçmişte A Milli olma rekoru olarak gösterilen rakamlara daha 21 yaşına gelmeden ulaşması mümkün. Futbol oynadıkları süre zarfında, futbolumuzun önde gelen isimlerinin futbol milli takımlarda çok çok 50 ila 100 sayısı arasında milli olduklarını düşünürsek bugün sadece U-16 milli takımımızın 2024-2026 arası dönemde uluslararası arenada kırk maç yapmış olması bu alandaki baş döndürücü gelişmeye dair verilecek en güzel örneği teşkil etmiyor mu? Eh, havadan ve sudan sonra yaşamı yönlendiren en önemli şey ne para ne pul, sadece ve sadece “tecrübe” olduğuna göre doğru yolda yüründüğünün aksini kim iddia edebilir? Bu arada yaş grupları takımlarımızın her yıl çeşitli ülkelerde düzenlenen turnuvalarda oldukça ilgi gördüklerini söylemeden geçemeyiz. U-14 takımımızdan başlayarak her yaş grubunda çocuklarımızın üzerine titreyen farklı teknik adamlar ve ekipler yer almakta. Bu yönüyle çok iyi giden bir yapının Avrupa ülkelerinin takımlardan yegâne farkı ve belki tek eksiği oralarda teknik ekibin aynı oyuncularla daha uzun süreli çalışması.Dünya futbolunda bu sayede hızla yükselen ve belli bir yere ulaşan Belçika ‘da U-15 takımını alan bir teknik kadro U-17 yarışmacı takımı sıfatıyla katılacağı Avrupa Şampiyonası sonuna dek yaklaşık 3 yıl boyunca,ara sıra küçük değişimler olsa da genelde aynı oyuncularla birlikte çalışıyor ve şampiyona bitiminde gençleri bu kez U-19 yarışmacı takımına ulaştırmak için hazır olan yeni bir teknik ekibe devredip yeniden U-15 ‘in başına geçiyor. Böylelikle oyun anlayışının “ekol” anlamında istikrara kavuşması sağlanıyor. Ülkelerin sistemleri farklı olabilir lakin hepsinin özünde yer alan yabancı dil eğitimi dahil çok yönlü eğitim, bilinçli futbol anlayışının erken yaşlarda belleğe yerleştirilmesinden tutun, milli şuurun yakalanmasına dek pek çok şeye aynı anda hizmet ediyor. Genç Milli takımlarımız açısından işin başka bir yönü de şu ki; eskiden kulüpte yetişen oyuncuların genç milli takımda sadece milli olma şerefiyle birkaç maç oynamaları söz konusuyken, geliştirilen istikrarlı yapı sayesinde adeta birer kulüp takımına dönüşmüş bu takımlar bu kez“kulüplerin gençleri izlemeye başladıkları” bir vitrin sanki. Tüm dünyanın gözlerinin bu vitrine çevrili olması da bizler için ayrı bir gurur kaynağı efendim. İyi yetişmiş gençlerle çıkılacak her yolculuk güzel gelecek günlerin habercisi çünkü ve onlarda milli takım bünyesindeki eğitimleri itibariyle sadece şampiyon olmakla işin bittiğini düşünenlerden değiller. Onlar biliyorlar ki, bağnaz düşüncelerden uzak bir kafa yapısı ve bedenleriyle özdeşleşmiş yüksek ahlaklı sporcu ruhu,“Gençler, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz” diyen ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkmanın en önemli işaretidir.