Türkiye’de halk mutsuz, esnaf çaresiz, emekli geçim derdinde, gençler geleceğinden kaygılı. Ekonomik krizler, adalete ilişkin tartışmalar ve fon krizinin yarattığı güven sorunu, iktidarın karşısında güçlü bir alternatifin yükselmesi için önemli bir zemin oluşturuyor. Böyle bir tabloda muhalefetin yapması gereken bellidir; İktidarı sorgulamak, halkın sorunlarına çözüm üretmek ve değişim isteyen vatandaşlara umut olmak. Peki, Türkiye’de ne oluyor? Ana muhalefet, iktidarla mücadele etmek yerine muhalefete muhalefet ediyor! CHP’den ayrılarak kurulan ve Özgür Özel’in genel başkanlığını yaptığı YENİ Parti ile CHP arasındaki siyasi ayrışma, giderek ortak hedeflerin önüne geçen bir mücadeleye dönüşüyor. Dün aynı partide birlikte siyaset yapan, aynı hedefler için çalışan insanlar bugün birbirlerini yıpratıyor. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, geçmişin hesaplaşmaları değil, geleceğin ortak hedefleridir.

CHP’Yİ SUÇLUYORLAR!

Bugün YENİ Parti yönetiminin CHP’ye yönelttiği eleştirilerde gözden kaçırılmaması gereken önemli bir soru var: Dün CHP’de görev alırken alınan kararların sorumluluğu kime ait?
CHP’den aday gösterilen bazı isimlerin daha sonra başka rakip partiye geçmesi üzerinden tartışma yürütülüyorsa, o adayları belirleyen dönemin yöneticilerinin de kendi sorumluluklarını değerlendirmesi gerekmez mi?
Elbette bir adayın başka bir partiye geçmesinin bütün sorumluluğu onu aday gösterenlere yüklenemez. Ancak aday belirleme süreçlerinde söz sahibi olanların bugün yalnızca CHP yönetimini suçlaması da haklı bir soruyu beraberinde getiriyor. Dün karar mekanizmasının içinde olup bugün bütün faturayı ayrıldığınız partiye kesmek yerine, önce kendi özeleştirinizi yapmanız gerekmez mi? CHP’nin hataları varsa eleştirilsin. Ancak geçmişte aynı siyasi sorumluluğu paylaşanlar, bugün yaşanan sorunlarda kendi paylarını da görmelidir.

CHP ZEYTİN DALI UZATIYOR

CHP’nin mevcut yönetimi, ayrışmanın yarattığı siyasi mesafeyi azaltmak ve diyalog zemini oluşturmak istiyorsa ( özellikle görevden alınan belediye başkanları seçiminde meclis birlikteliği) bu çağrılar neden karşılıksız kalıyor?
YENİ Parti elbette kendi siyasi çizgisini belirleyebilir. Ancak farklı bir parti kurmak, eski yol arkadaşlarıyla bütün diyalog kapılarını kapatmayı gerektirmez.
Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti yönetiminin, CHP’nin uzattığı zeytin dalına mesafeli yaklaşması ve birlikte hareket etme ihtimalini reddeden bir tutum sergilemesi, siyasetin geleceği açısından sorgulanmalıdır.
Çünkü siyaset bugünden ibaret değildir.
Yarın ülkenin koşulları yeniden bir araya gelmeyi gerektirebilir. O gün geldiğinde bugün kurulan duvarlar, söylenen sözler ve koparılan bağlar ne olacak?
Yarın birlikte yürümek zorunda kalabileceğiniz insanlarla bugün neden bütün köprüleri yıkıyorsunuz?

BU KAVGADAN KİM KAZANIYOR?

Halk geçim sıkıntısıyla boğuşurken, esnaf ayakta kalmaya çalışırken ve vatandaş yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında güven ararken muhalefetin gündemi kendi siyasi hesaplaşmaları olmamalıdır. CHP ile YENİ Parti arasındaki mücadelenin büyümesi, iktidarın karşısında ortak bir alternatif oluşturulmasını zorlaştırıyor. Daha da önemlisi, seçmenin değişim umudunu zedeliyor.
Vatandaşın zihninde giderek daha fazla yer bulan soru şu;
“İktidardan memnun değiliz. Peki, muhalefet de kendi arasında anlaşamıyorsa biz kime güveneceğiz, kime oy vereceğiz?”
İşte asıl tehlike budur!
Seçmen yalnızca iktidarın yanlışlarını duymak istemiyor. Ekonominin nasıl düzeltileceğini, adaletin nasıl sağlanacağını ve kendi hayatının nasıl iyileştirileceğini bilmek istiyor. Muhalefet, iktidarın karşısında biriken toplumsal tepkiyi ortak bir değişim umuduna dönüştüremiyorsa bunun nedenlerini de sorgulamalıdır.

YARININ KÖPRÜLERİNİ BUGÜNDEN YIKMAYIN!

Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti ile CHP arasındaki ayrışma, kalıcı bir düşmanlığa dönüşmek zorunda değil. Ayrı siyasi kimliklere sahip olmak, ortak sorunlar karşısında birlikte hareket etmeye engel değildir. CHP’nin mevcut yönetimiyle YENİ Parti yönetimi arasında diyalog kurulması, geçmişteki anlaşmazlıkların aşılması ve ortak hedeflerin belirlenmesi hâlâ mümkün olabilir. Bunun için öncelikle karşılıklı suçlamaların yerini özeleştiriye, diyaloğa ve siyasi olgunluğa bırakması gerekiyor. CHP’nin hataları varsa eleştirilsin. YENİ Parti kendi politikalarını anlatsın. Ancak dün aynı siyasi mücadelede yer alanlar, bugün birbirlerini yıpratırken yarının ihtiyaçlarını da hesaba katsın. Türkiye’nin ihtiyacı, muhalefetin birbirini tüketmesi değil; iktidara karşı güven veren, somut çözümler sunan bir alternatif oluşturmasıdır. Çünkü muhalefet kendi içinde ayrıştıkça, iktidarın karşısındaki değişim umudu zayıflıyor. Halk artık kimin kime üstün geldiğini değil, kimin kendisine umut verdiğini görmek istiyor.
Mesele, kimin haklı çıkacağı değil; Türkiye’nin nasıl düzlüğe çıkacağıdır.