Bir kentin gelişmişliği yalnızca yaptığı yollarla, kavşaklarla, parklarla, spor tesisleriyle ölçülmez. O kentte yaşayan engelli bir vatandaşın evinden çıkıp hastaneye, bir sosyal etkinliğe, spor müsabakasına ya da istediği herhangi bir yere ne kadar kolay ulaşabildiği de gelişmişliğin önemli göstergelerinden biridir.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne 1 ay kala ne yazık ki İzmir'de engelli vatandaşlarımızın en önemli sorunlarından biri hâlâ ulaşım. Belediyelerden talep edilen araçlar yetersiz kalıyor, bazı talepler karşılanamıyor. Tekerlekli sandalyesiyle yaşama katılmak isteyen bir insanın belediyeden araç beklemek zorunda kalması, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir sosyal belediyecilik sorunudur. Oysa Türkiye'de bu konuda örnek alınabilecek uygulamalar var. Bursa Büyükşehir Belediyesi, 17 ilçeyi kapsayan asansörlü araçlarıyla engelli vatandaşların hastane ve kamu kurumlarına ulaşımını sağlarken, SEYYAH projesiyle tekerlekli sandalyelerin bakım ve onarımını da gerçekleştiriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi, 38 engelli aracı ile engelli bireylerin sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik asansörlü ulaşım hizmeti sunuyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ise ulaşımı yalnızca hastaneyle sınırlamıyor; kültür, sanat, spor ve sosyal yaşama katılımı da hizmet anlayışının bir parçası olarak görüyor. İzmir neden bu örnekleri daha da geliştirerek Türkiye'ye örnek bir engelsiz ulaşım modeli oluşturmasın? Önce hakkını teslim edelim! İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı'nın engelli vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü için verdiği mücadeleyi ve ortaya koyduğu çabayı özellikle takdir etmek gerekiyor. Engellilerin sosyal yaşama katılması, haklarına erişmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması konusunda gösterdiği gayretin, kurum içinde de daha fazla desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Yeni araçların satın alınması ve engelli ulaşım filosunun güçlendirilmesi yönündeki çalışmaları da bu açıdan son derece önemli. Kendisine teşekkür ediyor, bu çabaların sonuçlanması için gereken kurumsal ve yönetsel desteğin verilmesini diliyorum. Ancak bir gerçeğin de altını çizmek gerekiyor; Yeni araç almak kadar, mevcut araçları doğru kullanmak da önemlidir.

MÜCADELE VE DUYARSIZLIK

Bir tarafta mücadele, diğer tarafta duyarsızlık! Tam da burada İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı ve aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Berkhan Alptekin'e bir çağrım var. Geçtiğimiz hafta kamu yararına çalışan bir engelli derneğinin gerçekleştirmek istediği faaliyet için belediyeden araç talebinde bulunuldu. Ancak bu talep, etkinliğin gerçekleşmesine bir gün kala, olumsuz yanıtlandı. Bunun sonucunda engelli vatandaşlarımız mağdur edildi. Üç kişilik engelli aracına altı kişi sığdırılmak zorunda kalındı, bazı engellilerimiz gidemedi. Şimdi sormak gerekiyor; Kamu yararına çalışan bir engelli derneğinin talebi neden son gün olumsuz sonuçlandırıldı?

Üstelik kullanılabilecek araç imkânı bulunduğu ifade edilirken…

Elbette belediyelerin ve spor kulüplerinin kendi programları, organizasyonları ve hizmet öncelikleri olabilir. Her talebin otomatik olarak karşılanması gerektiğini söylemiyorum. Ancak ortada kamu yararına yönelik bir çalışma, engelli vatandaşların sosyal yaşama katılımı ve kullanılabilir durumda bir araç varsa çözüm üretmek için çaba gösterilmelidir.

Sayın Berkhan Alptekin'e hatırlatmak isterim;

Engelli bir derneğine araç tahsis etmek bir lütuf değildir. Engelli vatandaşların spor yapabilmesine, sosyal hayata katılabilmesine ve kent yaşamından eşit biçimde yararlanabilmesine katkı sunmak kamusal sorumluluktur.

Aynı zamanda Konak, Buca ve Bornova belediyeleri de bu tür taleplere genelde verdiği cevap; araçlarımız arızalı!

Keşke bu konuda Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı'nın gösterdiği duyarlılık ve çözüm üretme çabası örnek alınsaydı. Çünkü iyi yöneticilik, elindeki imkânları gerekçe göstererek kapıları kapatmak değil, insanların mağduriyetini gidermek için o imkânları harekete geçirmektir.

YENİ ANLAYIŞ

İzmir'de yeni bir engelsiz ulaşım anlayışı şart!

Benim önerim açık;

İzmir Büyükşehir Belediyesi bir an önce engelli araç filosunu güçlendirmeli, ( 8 araç var yarısı arızalı)

30 ilçe belediyesi arasında ortak bir Engelsiz Ulaşım Koordinasyon Sistemi kurulmalı. Belediyelerin araçları ortak bir planlamayla değerlendirilmeli, tek bir başvuru sistemi oluşturulmalı, engelli vatandaşlarımız hastane randevularının yanı sıra kültür, sanat, spor ve sosyal etkinliklere de ulaşabilmeli.

Araç sayısı, günlük başvuru, karşılanan ve karşılanamayan talepler, bekleme süreleri kamuoyuyla paylaşılmalı. İhtiyaç duyulan yeni araçlar da bu veriler ışığında satın alınmalı. Şoförlerin mesai sorunu olmamalı.

Unutmayalım; engelli vatandaşlarımızın hayatı yalnızca hastane koridorlarından ibaret değil. Onların da gezmeye, denize girmeye, konsere gitmeye, spor yapmaya, arkadaşlarıyla buluşmaya ve hayatın içinde olmaya hakları var.

Bir belediyede önemli olan yalnızca iyi niyetli yöneticilerin bulunması değil, bütün birimlerin aynı anlayışla çalışmasıdır. Ela Hızlı'nın mücadelesi desteklenmeli, yeni araçlarla güçlendirilmeli. Berkhan Alptekin başta olmak üzere bütün yöneticiler de ellerindeki imkânları kamu yararı doğrultusunda değerlendirmelidir. Çünkü sosyal belediyecilik, imkân varken kapıları kapatmak değil, imkânları ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaktır. Engellinin ulaşımı bir iyilik değil, haktır. Bu hakkı sağlamak da belediyelerin görevidir!